View profile

Kripto Gelecek, Dertler Bitecek! - İktisat Nedir? | Bülten - Sayı #17

İktisat Nedir? | Bülten
İktisat Nedir? | Bülten
İktisat Nedir? | Bülten‘de bu haftaki konumuz, kripto teknolojiler ve geleceğimiz.
Haftanın bağlantılarında da gözünüzden kaçmış olabilecek ilginç bağlantılar var.
İyi okumalar!
Toplam okuma süresi: 10 - 12 dakika

Hayatın İçindeki İktisat
Kripto Gelecek, Dertler Bitecek!
Biliyorum, biliyorum. Kripto varlıkların ve blokzincir teknolojisinin gündelik dertlerimizi bitireceği falan yok ama biz yine de kripto teknolojilerin dünyanın geleceğini nasıl şekillendireceğini biraz anlamaya çalışalım.
Soru şu: herkesin bahsettiği bu kripto teknolojiler – kripto varlıklar ve blok zincir falan gibi şeyer – geleceğimizi nasıl şekillendirecek? Bir devrim yaratma ihtimalleri var mı? Varsa nasıl?
Noah Smith, Marc Andreessen ile bir söyleşi yapmış. Söyleşiyi baştan sona okumanızı öneririm. Marc Andreessen, yaygın olarak kullanılan ilk internet tarayıcılarından biri olan Mosaic'in yaratıcılarından ve Netscape'in kurucularından. Şu sıralar da bir risk sermayesi şirketi yönetiyor, teknolojiye yatırım yapıyor ve dünyanın geleceği hakkında düşünüyor.
Söyleşiden kripto tartışmalarıyla ilgili küçük bir kısmı aşağıda paylaşıyorum. Bu kısım iktisat teorisiyle de yakından ilişkili.
Crypto is one of those topics that calls to mind the parable of the blind men and the elephant – there are so many aspects of how it works and what it means that you can interpret it many different ways and seize on one part or another to make whatever point you want. A lot of people, for example, seize on the money part, and either glorify it as a new kind of monetary system that liberates mankind from the nation state, or crucify it as a danger to economic stability and the ability for governments to tax. All of these are interesting arguments, but I think they all miss a more fundamental point, which is that crypto represents an architectural shift in how technology works and therefore how the world works.
That architectural shift is called distributed consensus – the ability for many untrusted participants in a network to establish consistency and trust. This is something the Internet has never had, but now it does, and I think it will take 30 years to work through all of the things we can do as a result. Money is the easiest application of this idea, but think more broadly – we can now, in theory, build Internet native contracts, loans, insurance, title to real world assets, unique digital goods (known as non-fungible tokens or NFTs), online corporate structures (such as digital autonomous organizations or DAOs), and on and on.
Consider also what this means for incentives. Up until now, collaborative human effort online either took the form of a literal adoption of real-world corporate norms – a company with a web site – or an open source project like Linux that had no money directly attached. With crypto, you can now create thousands of new kinds of incentive systems for collaborative work online, since participants in a crypto project can get paid directly without a real-world company even needing to exist. As great as open source software development has been, far more people are willing to do far more things for money than for free, and all of a sudden all those things become possible and even easy to do. Again, it will take 30 years to work through the consequences of this, but I don’t think it’s crazy that this could be a civilizational shift in how people work and get paid.“ Marc Andreesen
Ne diyor? Mealen, "kripto teknolojiler, İnternet üzerinden yapılan iş ve alış verişlerde büyük bir devrim yaratacak, piyasaları ve medeniyeti yeniden şekillendirecek” diyor. Ve ekliyor (mealen), “Konu sadece kripto paralarla ilgili değil. Kripto paralar işin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Bu yeni teknolojiler sayesinde, İnternete özgü yeni sözleşmeler, krediler, sigorta, gerçek dünya varlıklarının mülkiyeti, benzersiz dijital ürünler (değiştirilemez dijital varlıklar veya NFT'ler), çevrimiçi kurumsal yapılar (misal, dijital özerk kuruluşlar) gibi şeyler ortaya çıkacak. Kripto, iş yapma biçimlerimizi değiştirecek ve dünyanın herhangi bir yerindeki tanımadığımız insanlarla iş yapmamızı kolaylaştıracak”.
Andreesen'in söylediklerinin iktisat teorisiyle yakından ilişkisi var. Piyasa ekonomisinin yeterince farkına varmadığımız özelliklerinden biri, hiç tanımadığımız insanlarla alış veriş yapmamızı mümkün kılması. Ekmek aldığım fırıncıyı tanımıyorum, yerel bira üreticisi beyefendinin de nasıl bir insan olduğu hakkında bir bilgim yok. Marketteki kasiyeri de tanımıyorum. Kullandığım bilgisayarı üreten yüzlerce belki binlerce insanın kim olduğu hakkında da bilgim yok. Ama ekmek, bira, patates veya bilgisayar almak için bu insanları tanımam veya onlara güvenmem gerekmiyor. Para ve piyasalar sayesinde onlarla alış veriş yapabiliyorum.
Tanımadığımız insanlarla neye dayanarak alış veriş yapıyoruz? Onlara değil, piyasa ekonomisini mümkün kılan kurumsal yapıya (yazılı ve yazılı olmayan kurallara ve hukuk sistemine) güveniyoruz. Bu kurumsal yapı sayesinde sadece tanıdığımız ve güvendiğimiz insanlarla iş yapmak zorunda değiliz. Marc Andreessen diyor ki, kripto teknolojiler, piyasa ekonomisinin bu özelliğini yepyeni bir boyuta taşıyacak ve daha önce mümkün olmayan alışverişleri ve işbirliklerini mümkün kılacak.
Tabii, tıpkı bildiğimiz anlamda piyasa ekonomisi gibi yeni kripto ekonomisi de fayda yanında riskeler de getirecek. Geleceği anlamak bu riskleri yönetebilmek için de önemli.
Marc Andreessen'in bahsettiği kripto tabanlı ademi merkeziyetçi gelecek ile ilgili düşünürken faydalı olabilecek eski, önemli ve hemen herkesin bildiği bir makale var: Ronald Coase'ın “Firmanın Doğası” adlı makalesi.
Coase, bu makale de “firma diye bir şey neden var?” diye soruyor. Bu soru, ilk bakışta saçma bir soru gibi gelebilir. “Üretim yapmak, para kazanmak için var!” diye cevap verebilirsiniz. Ama Coase aslında şunu soruyor: eğer neoklasik iktisatta söylenenler doğruysa, yani piyasa etkin bir şekilde işliyorsa, firma diye bir organizasyona neden ihtiyaç duyuyoruz?
Düşünürseniz, piyasalar ve firmalar farklı şekilde çalışıyor. Piyasada kaynakların tahsisi fiyat mekanizmasına bırakılıyor. Firmanın içindeki kaynak tahsisi fiyat mekanizmasıyla değil, yöneticilerin aldığı kararlarla gerçekleşiyor. Coase'ın sorusu şu: bu neden böyle? Fiyat mekanizması kaynakları etkin bir şekilde tahsis ediyorsa, firma gibi farklı bir kurumsal varlığa, bir organizasyona neden ihtiyaç duyuyoruz?
Bu soruya cevap vermek için firmaların olmadığı bir dünya düşünün. Herkes kendi başına iş yapıyor. Şimdi bu insanların bir şey üretmek için bir araya nasıl geleceğini düşünün. Teorik olarak, bir arabanın veya köprünün üretilebilmesi için gerekli bilgi ve becerilere sahip insanlar –bir firmaya ihtiyaç duymadan– bir araya gelip bu işleri yapabilir. Ancak, bunun olması için önce doğru kişilerin bir araya gelebilmesi lazım. Küçük projelerde bu bir ölçüde kolay olsa da proje büyüdükçe doğru insanları bulmak, bir araya getirmek ve projede yer almaya ikna etmek zorlaşır. Birisinin veya bir grup insanın bu kişileri arama bulma ve ikna etme maliyetine katlanması lazım. Tabii, sadece bu yeterli değil. Özellikle uzun dönemli projelerde bireylerin bu projelere zaman ve emek tahsis edeceğini ve her bireyin uzmanlığının ve risklerinin farklı olduğunu düşünürsek, bireyler arasında sayısız (projeye özel) kontrat yapılması gerekir. Bu kontratların projeye katılan bireyleri risklere karşı güvenceye alacak şekilde ve detayda tasarlanması gerekir…
Serbest çalışan bireylerin bir araya gelip büyük bir projede çalışmasını mümkün kılacak şartlar hakkında düşündükçe bunun aslında ilk bakışta göründüğü kadar kolay olmadığı görülüyor. Yani, görüyoruz ki piyasa mekanizmasını kullanmanın bir maliyeti var. Bu maliyet arttıkça bir işi piyasa mekanizmasını kullanarak gerçekleştirmek zorlaşıyor. Coase diyor ki, bir işin bir firma tarafından mı yoksa serbest piyasada mı yapılacağını belirleyen şey işlem maliyetleridir. Yani o işi piyasada yapmanın getirdiği ek maliyetlerdir. Firma, bu maliyetleri azaltan bir organizasyon olarak düşünülebilir. Mesela bir firmada, serbest çalışanlar arası yapılacak sayısız kontrat yerine, bir tane standart kontratla işler halledilebilir. Bu sayede, benzer projelerde çalışacak (farklı bilgi ve becerilere sahip) işgücü bir arada tutulabilir. Firmanın var olma sebebi, fiyat mekanizmasını kullanmanın maliyetini azaltmaktır. Aynı mantıkla, neden bazı şirketlerin büyük, diğerlerinin küçük olduğunu anlayabiliriz. Bir işi piyasa mekanizmasını kullanarak yapmanın maliyeti yeterince artınca, bir şirketin piyasada iş yaptığı diğer şirketleri (mesela girdi sağlayıcıları) satın alması mantıklı hale gelir.
Marc Andreessen ne diyor? Şöyle diyor: kripto teknolojiler (misal, kripto kontratlar) sayesinde, daha önce piyasada yapılması maliyetli olan (bu sebeple, firmalara ve bankalara ihtiyaç duyulan) pek çok işi serbest piyasada yapmak mümkün olacak; kripto teknolojiler işlem maliyetlerini azaltacak. Bir başka deyişle, kripto teknolojiler, görünmez el mekanizmasına yeni bir alt yapı sağlayacak ve piyasaların mümkün kıldığı ademi merkeziyetçi organizasyonu yeni bir boyuta taşıyacak. Bunun ne ölçüde olacağını, ne imkanlar sunacağını ve toplum için ne tür riskler taşıdığını tam olarak bilmiyoruz. Ama hangi teknolojinin hangi mevcut işlem maliyetlerini azaltacağını ve ne tür yeni iktisadi ilişkilere olanak sağlayacağını düşünerek işe başlayabiliriz.
Bu konuda son olarak şunu söyleyeyim. Kripto teknolojilerin işlem maliyetlerini düşüreceği öngörüsünü şu anda mantıksız buluyor olabilirsiniz. Haklısınız. Mesela, bugün NFT piyasasında işlem yapmaya kalksanız, bin tane yeni şey öğrenmeniz gerekecek. Bu bir maliyet ve bu şekilde bakarsak, şu anda kripto teknolojileri kullanmanın maliyeti çok yüksek. Sadece küçük bir azınlık bu kripto piyasaların olanaklarını kullanabilecek bilgi ve beceriye sahip. Ama biraz geriye gidip şunu hatırlayalım: İnternet ilk çıktığında da durum böyleydi. Hatırlıyorum, 1990'larda telefon hattı üzerinden İnternet'e bağlanabilmek ve sonra da Netscape'i (o zamanların Chrome'u veya Firefox'u) çalışır hale getirebilmek için bir iki gece sabahlamıştım. O zamanlar, İnternet hakkında yorum yapanlar, İnternet'in o kadar da büyütülecek bir şey olmadığını, dünyayı değiştirmeyeceğini söylüyordu (misal, Newsweek). O zamanki eğilimlerden yola çıkan bu öngörüler doğru çıkmadı. İnternet her şeyi değiştirdi. Şimdi, telefonumuzu açınca İnternet'e şak diye bağlanabiliyoruz. Bir şey kurmamız, TCP/IP nedir bilmemiz, Unix komutlarına hakim olmamız falan gerekmiyor. İş toplantılarına evden bağlanıp, Zoom üzerinden ders verebiliyor veya izleyebiliyoruz. 1990'larda İnternet'i kullanmak zordu, artık hayatımızın bir parçası. Kripto teknolojiler hakkında düşünürken bunu dikkate almakta fayda var. Bundan 5-10 yıl sonra, iş kontratınızı Etherium veya benzer bir altyapıyı kullanarak (ve bu teknoloji hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmeden) yapmamız o kadar da uzak bir olasılık değil. Kullanıcılar için işlem maliyetleri (ve riskler) azaldığında, bu teknolojilerin daha hızlı bir şekilde yaygınlaşacağını öngörebiliriz.
Merkez bankası dijital parası hakkında düşünürken de bu işlem maliyetleri perspektifi faydalı olabilir. Mesela, “Merkez bankası dijital parası işlem maliyetlerini belirgin bir şekilde azaltacak mı?” diye sorarak işe başlayabiliriz. Eğer merkez bankaları sırf bitcoin gibi kripto paralarla rekabet etmek için bu işe girişecekse, (yukarıda bahsettiğim gibi) kripto teknolojilerin sadece kripto para ile sınırlı olmadığını hatırlamalarında fayda olabilir. Önemli soru şu: ne işe yarayacaklar, hangi işlem maliyetlerini düşürecekler? Bu konuda bir şey okumak isterseniz, Timothy Taylor'un blog yazısına bakabilirsiniz. Taylor, yazısında ilgili raporları da paylaşmış. Yazı bağlantısına tıklamaya üşenenler için aşağıya yapıştırıyorum:
“The subject is hot right now. For example, the Bank of International Settlements, in its most recent annual report, devotes a chapter to “CBDCs: an opportunity for the monetary system.” Randal K. Quarles of the Fed Board of Governors just gave a talk on the subject called “Parachute Pants and Central Bank Money” (June 28, 2021). A subcommittee of the Senate Committee on Banking, Housing, and Urban Affairs held hearings on “Building A Stronger Financial System: Opportunities of a Central Bank Digital Currency” earlier this month (June 9, 2021), including testimony from  Neha Narula, Director of the Digital Currency Initiative at MIT, Lev Menand of Columbia Law School, and Darrell Duffie of the Stanford Graduate School of Business.” Timothy Taylor
Hazır Marc Andreessen'le yapılan söyleşiden bahsetmişken ve kripto teknolojiler hakkında düşünmenin önemini vurgulamışken, sizlerle Future adlı websitesinden üç yazı paylaşayım:
Bu hafta kripto konusunda bu kadar paylaşım yeter sanırım. Gelin haftanın bağlantılarına bakalım.
Haftanın bağlantıları
Doğada Walrasgil denge ve biyolojik piyasalar!
  • PNAS'da yeni yayınlanan bir makale, mikorizal mantarların (MF) iktisat teorisinin öngürüleriyle uyumlu bir biçimde hareket ettiklerini savunuyor. Makaleye bakarsanız, ilginç bir şey daha göreceksiniz. Makale, biyolojik pazarlardan (veya piyasalardan) bahsediyor. Yanlış anlamayın, semtinizdeki organik pazar gibi bir şey değil bu. Biyolojik piyasa ile kastedilen şey, canlılar arası alışverişin ve ticaretin olduğu bir piyasa. Maymunlar arası ticaret, mantarlar arası ticaret gibi… Mesela, bu bahsettiğim makale, mantarlar ile bitkiler arası ticaretten bahsediyor. Diyor ki, “Kara bitkileri ve mikorizal mantarlar (MF) arasındaki etkileşim, belki de dünyanın en yaygın biyolojik pazarını oluşturur.” Bir nefes alın ve bir daha okuyun! Makede, biyolojik pazar denen şey şu: mantar topraktan besin topluyor ve ona ev sahipliği yapan bitki ile karbon karşılığında ticaret yapıyor. Bir metafor olarak piyasalar! Harika değil mi? :)
  • Biyolojik piyasalar konusunu merak ettiyseniz, Ronald Noë'nin makalelerine bakarak işe başlayabilirsiniz. Mesela, Trends in Ecology and Evolution dergisindeki “Biological markets” başlıklı makale bir başlangıç olabilir. Ronald Noë'nin websitesinden daha fazla kaynağa ulaşabilirsiniz.
İktisat ve Finans “Guru"ları!
  • Finance & Development web sitesinde, finans ve ekonomi alanlarında dünya çapında ünlü iktisatçılar, politika yapıcılar ve entelektüeller ile yapılan röportajların bir derlemesi var. İlginizi çekebilir.
Kapitalizmin geleceği!
  • Yanis Varoufakis, Project Syndicate'teki yazısında, ”bu sefer bittin olm kapitalizm!“ diyor 🙂 Ama yerine daha iyi bir şey geleceğinden de emin değil.
Fiyat istikrarı komitesi ve diğer mucizeler
"Bağımsızlığı zayıflayan bir merkez bankası beklentileri yönetemez. Piyasaları uzun vadeli hedeflerine inandıramaz, yönlendiremez. […] Yeni kurulan Fiyat İstikrarı Komitesi'ni bu bağlamda değerlendirdiğimizde, Merkez Bankası'nın yıpranan bağımsızlığına yeni bir darbe olabileceğini düşünüyorum.”
  • Ceyhun Elgin hocamız, Cem Oyvat ile birlikte fiyat istikrarı komitesini konuşmuş. Merkez Bankası bağımsızlığı ve para-maliye politikası uyumu ile ilgili tartışmalara da değinmişler. İzlemenizi öneririm.
  • Fatih Özatay hoca, fiyat istikrarı komitesi ile ilgili yazısında, komitenin görev tanımının muğlak ve yoruma açık olduğunu söylüyor. Dolayısıyla, fiyat istikrarı komitesinin Merkez Bankası'na yeni müdahalelerin yolunu açabileceğine işaret ediyor.
  • Hazır fiyat istikrarı ve merkez bankası konusu açılmışken bir de makale paylaşayım. Vox'ta geçen hafta yayınlanan bu yazı (ve ilgili makale), Merkez Bankası bağımsızlığı ile enflasyon arasında zayıf bir bağlantı olduğunu söylüyor. İlgili makalede nedensellik ilişkilerini analiz etmek için kullanılan grafiği aşağıda beğenilerinize sunuyorum. Belki bu grafik, merkez bankacılığının ne kadar zor bir iş olduğunu hatırlamamıza vesile olur. Belki bakarsınız, Merkez Bankası'nda atama operasyonu yapanlar, grafiğe bakıp “yahu biz yetişmiş insan kaynağını böyle nasıl çarçur ederiz!” diye düşünmeye başlar. Yine belki bakarsınız, faiz ve enflasyon ilişkisi üzerine “A çünkü B” diye teorileri olanlar, “yahu A ile B arasında seksenmilyonyüzbin baloncuk varmış” diye düşünür. Belki olur bunlar.
Bitirirken...
Bu haftalık bu kadar. Okuduğunuz için teşekkürler.
Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Sevgiler,
N. Emrah Aydınonat
Not: E-posta abonesi olanlardan bazıları bültenin istenmeyenler klasörüne düştüğünü söylüyor. Bültenin geldiği e-posta adresini adres defterinize ekleyip, bülten postasını “istenmeyen değil” diye işaretlerseniz (veya istenmeyenlerden gelen kutunuza taşırsanız) sorun çözülebilir. Teşekkürler.
Did you enjoy this issue? Yes No
İktisat Nedir? | Bülten
İktisat Nedir? | Bülten @iktisatnedir

İktisat, hayat ve diğer mühim meseleler...

If you don't want these updates anymore, please unsubscribe here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Created with Revue by Twitter.