Profile bak

30. Hafta: 2020'de Sıralamaları Etkileyecek İçerik Faktörleri

Revue
 
Merhaba! İçerik Pazarlaması Bülteni'nde bu hafta 2020'de hangi içerik faktörlerinin sıralamaları etki
 

Haftalık İçerik Pazarlaması Bülteni

17 Ekim · Konu #31 · Tarayıcıda görüntüle
Her Perşembe İçerik Pazarlaması İpuçları, Uygulamaları ve Örnekleri Paylaşıyoruz

Merhaba! İçerik Pazarlaması Bülteni'nde bu hafta 2020'de hangi içerik faktörlerinin sıralamaları etkilediğini hangilerinin etkilemediğini ele aldık.
Keyifli okumalar.

Başlık etiketindeki anahtar kelime
John Mueller 2016’da, başlık etiketlerinin (title tag) sıralama için önemli bir faktör olmaya devam etseler de, kritik bir önem taşımadıklarını belirtmişti.
“Başlıklar önemli! SEO için önemliler. Bir sıralama faktörü olarak kullanılıyorlar. Tabii ki, sıralama için bir faktör olarak kesinlikle kullanılıyorlar ancak burada size, başlıkta ufak tefek oynamalar yaparak zaman harcamanın, zamanınızı değerlendirmenin en iyi yollarından biri olduğunu söylemeyeceğim.”
Kısa süre önce, Google’ın Webmaster Trend Analisti Martin Splitt meta verinin öneminin altını çizdi, özellikle de en önemli sıralama faktörlerinden biri olarak adlandırdığı başlıkların. 
“Yani en önemli ikinci şey, içeriğinizi tanımlayan meta etiketlerinizin olduğundan emin olmanız.”
“Ve sunduğunuz sayfaya özel sayfa başlıklarınızın olması. Yani herşey için tek başlığınız olmasın. Aynı başlık iyi değildir.”
Ayrıca, SEO Başlangıç Rehberi’nde Google, eşsiz ve doğru sayfa başlıkları oluşturmanızı önerirken onların doğallığına vurgu yapıyor.
Anahtar kelimeye dayalı başlık etiketlerinin, sıralamada çok dikkate değer bir rol oynamadığının bazı kanıtları olsa da Google, sağlam bir alaka unsuru olarak onların önemini vurgulamayı sürdürüyor. Başlık etiketlerinden en büyük faydayı sağlamak için, onların sayfaların konularına özel ve eşsiz olduğundan ve anahtar kelimelerinizi akla uygun bir biçimde kullandığından emin olmalısınız. Ve kesinlikle bir web sitesi dahilinde, meta başlıkların tekrarından kaçınmalısınız.
Tanım etiketindeki anahtar kelime
Google, tanım etiketini (description tag) arama algoritmasında kullanmayı 2009’de resmi olarak durdurdu (anahtar kelime etiketiyle birlikte). Bununla beraber, onu genelde hala arama motoru sonuç sayfalarında snippet’lar oluşturmak için kullanıyor. 
“Gösterdiğimiz snippet’lar için tanım meta etiketinini bazen kullansak bile, sıralamalarımızda hala tanım meta etiketini kullanmıyoruz.”
Tanım etiketi, bir sıralama faktörü olmamasına rağmen SEO için hala dikkate değer bir rol oynuyor. Google onu, arama snippet’larını yaratmak için alıyor, yani tanımlar kullanıcıların sayfanızın ne hakkında olduğunu doğrudan arama moturu sonuç sayfasında görmesine izin vererek reklam yerine geçebiliyor. Sayfanızın içeriğiyle en alakalı tanımları yaratmak kullanıcılarınızın dikkatini çekmenize ve link tıklama oranınızı geliştirmenize yardımcı olabilir. Kısacası, tanımlar üzerine çalışırken harcadığınız zaman muhtemelen başarılı sonuçlar olarak geri dönecek.
H etiketlerindeki anahtar kelime
John Mueller’le Ekim 2015’te yapılan Google Webmasters hangout’larından birinden, H (Heading) etiketlerinin neredeyse hiç sıralama puanı getirmediğini öğrenebiliriz.
“…onları sayfanın bağlamını, sayfadaki metnin yapısını anlamak için kullanıyoruz, ancak sadece bir başlık kullandığınız için sıralamanızın otomatikman 1 ya da 3 sıra yukarı çıkması gibi bir durum yok.”
Tek bir sayfada kaç adet H1 etiketi kullanma konusuna gelince, John Mueller sadece şunu söylüyor, “Dilediğiniz kadar”.
H etiketlerinde anahtar kelime kullanımının sıralamada bir yükselişle sonuçlanacağı hakkında net bir kanıt olmasa da, arama motorlarının sayfanın bağlamı ve yapısı hakkında daha iyi bir fikir edinmesine yardım ediyorlar.
Ayrıca, H1 başlığındaki bir metin içeriğinizin en belirgin bölümü olarak görülüyor. Yani hedef anahtar kelimelerinizi oraya yerleştirmek (eğer makul bir biçimde yaparsanız) iyi bir fikir gibi görünüyor
Görsel optimizasyonu
John Mueller, görsel alt etiketlerinin (alt text) önemini vurguladı. 
“Alt etiketleri Google Images için son derece önemli; tabi görsellerinizin orada sıralamaya girmesini istiyorsanız.”
Google ayrıca, görsellere erişimi artırmak için, alakalı görsel alt etiketleri, başlıklarıyla açıklamaları oluşturmanın ve görselleri bağlama uygun yerlere yerleştirmenin gerekliliği konusunda da ısrarcı. 
“Görsellerinizin etrafına ne kadar fazla bağlam eklerseniz sonuçlar da o kadar faydalı olur ve bu da sitenize daha yüksek kaliteli bir trafik çeker. Görsellerinizin ve sitenizin Google Images için optimize olmasını garantileyerek keşif sürecine yardım edebilirsiniz.”
Görseller bir web sitesinin içeriğinin önemli bir parçası. Onu daha çekici, okuması daha kolay kılıyor ve bazen metinsel içeriklerden daha fazla değer sağlıyorlar. Görselleri düzgün bir biçimde optimize etmek onların görsel aramada çıkmasını sağlar. Ve onları çevreleyen bağlamla ne kadar alakalı olurlarsa, arama sonuçlarında daha yüksek sıralara yerleştirilme ihtimalleri de o kadar büyük olur. Kısacası, alt etiket, başlık, vs. gibi görsel öznitelikleri, hep birlikte, büyük bir olasılıkla en dikkate değer sıralama faktörleri.
TF-IDF 
Google uzun bir süredir TF-IDF kullandığını onayladı. Ancak hali hazırda daha sofistike yöntemler de geliştirildi.
“Bu, ünlü TF-IDF’nin (Term Frequency / Terim Sıklığı - Inverse Document Frequency / Ters Döküman Sıklığı) uzun zamandır web sayfalarını indekslemede kullanıldığı fikri.
… anahtar kelimelerden çok ögeler ve ilişkiler açısından düşünmeye başladık.” John Mueller kısa süre önce bu konunun üzerinde durdu ve Google’ın alaka seviyesini belirlemek için çok sayıda farklı teknik ve metrik kullandığını söyledi. 
“Bir sayfadaki alakalı kelimelerin hangileri olduğunu anlamaya çalışırken, bilgi geri almadan farklı birçok teknik kullanıyoruz. Ve yıllar boyunca bu metriklerden tonlarcası ortaya çıktı.”
TF-IDF, arama motorları da dahil, farklı alanlarda bilgi geri alma için geniş bir biçimde kullanılan epey eski bir teknik. Bununla beraber, şu ana dek daha modern ve sofistike metodlar eyleme geçti. TF-IDF kullanarak içerik optimizsyonu ile sıralamanın gelişmesi arasındaki ilişkiyi gösteren bazı vaka çalışmaları var. Öyleyse içeriğinizi konuyla daha alakalı anahtar kelimelerle zenginleştirmek için muhtemelen TF-IDF’yi kullanabilirsiniz. Diğer faktörlerle birlikte bu, sıralamanızın gelişmesine biraz yardım edebilir. Bununla beraber, içeriğinizi kullanıcılarınızı düşünerek yaratmak ve onların problemlerine en iyi çözümleri sunmak daha iyidir.
İçerik uzunluğu
İşte kısa sıra önce Reddit zincirlerinden birinde, John Mueller’ın kelime sayısı hakkıda söyledikleri. 
“Kelime sayısı bir sıralama faktörü değildir. Zahmet etmeyin.”
Gayet açık, öyle değil mi?
Uzun bir içerik büyük olasılıkla bir konuyu daha derinlemesine aktarmaya daha fazla olanak verecek; daha fazla değer sağlayacak ve kullanıcının amacına etkili bir biçimde cevap verecektir. Bu faktörlerin hepsi beraber sıralamaları pozitif olarak etkiler, ancak sayfa içeriğinin uzunluğu tek başına, daha bir yüksek sıralama sonucunu getirmez.
İçeriğin kapsamı
SEO Başlangıç Rehberi’nde Google şunu öneriyor.
“Yüksek kaliteli bir içerik oluşturmak şunlardan en az birinin hatIrı sayılır bir miktarını gerektirir: zaman, çaba, uzmanlık ve yetenek. İçerik olgusal olarak hatasız, net bir biçimde yazılmış ve kapsamlı olmalıdır.”
İşte Google’ın içerik optimizasyonu hakkında söyledikleri.
“Merak uyandıran ve faydalı bir içerik üretmek, büyük olasılıkla, web siteniz için burada konuştuğumuz diğer tüm faktörlerden daha fazla etki yatacak. Kullanıcılar iyi bir içeriği görür görmez tanır ve büyük olasılıkla diğer kullanıcıları da ona yönlendirmek ister.”
Dahası, bugün Google sadece hatasız ve derinlemesine değil, aynı zamanda faydalı da olan içerikleri tercih ediyor. Yüksek kaliteli içerik kapsamlı ve hatasızdır; kullanıcılara fayda sağlar. Sadece oluşturmuş olmak ya da yalnızca işletmenizi ve hizmetlerinizi tanıtmak için içerik oluşturmaktan kaçının. Aksine, kaliteli içeriğin bir amacı olmalıdır, kullanıcıların arama amaçlarına yanıt vermelidir ve ihtiyaçlarına en iyi çözümü sunmalıdır.
İçeriğin güncelliği
Caffeine güncellemesi insanlara daha canlı arama sonuçları vermeyi, yani onların daha alakalı yeni bilgiyi daha hızlı bulmasını sağlamayı amaçlıyordu. Güncelleme Google’ın indeksleme sisteminde yapılmış ve yeni bilgiler ile güncellemelerin aramada daha hızlı belirmesini sağlamıştı. 
“Caffeine, web aramalarında son indeksimize oranla yüzde 50 daha taze sonuçları getiriyor ve şu ana dek sunduğumuz en geniş web içeriği koleksiyonu.”
Google’dan John Meller, kısa süre önce daha sık güncellenen web sitelerine daha iyi bir sıralama fırsatı verildiğini inkar etse de, bu ‘kuralın’ bazı istisnaları yok değil. 
Aynı zamanda, Kalite Tazeliği Hak Eder diye bir şey de var - sıralama algoritmasının bir bölümü, bazı arama alanlarında (haberler, trendler, politika, etkinlikler gibi) en güncel bilgiyi sunan web sitelerini tercih ediyor. 
Genel olarak, daha taze içeriğin sıralamayı etkileyip etkilemediği sorusunun cevabı şu: duruma göre değişir. Kullanıcıların en güncel bilgiyi arama ihtimalinin yüksek olduğu alanlarda arama sonuçları, sıralama algoritmasının güncelliği bir sıralama faktörü olarak gören Kalite Tazeliği Hak Eder bölümüyle işleniyor. Diğer sonuçlar için Caffeine eyleme geçiyor ve en son güncellemeleri sıramalarda gözle görülür bir etki olmaksızın hızla indeksliyor.
Eski içerik
Benzer bir durumu tartışırken John Mueller, uzun zamandır güncellenmese de, hala alaka düzeyini koruyan ve başvurulmayı sürdüren bir içeriğin, daha taze içerikler ortaya çıksa bile, arama sonuçları sayfasında iyi konumunu koruyabileceğini açıkladı. 
“Gerçekten de, elimizde bazen bize alakalı olmayı sürdürüyor gibi görünen içeriğin bulunması söz konusu olabilir ve bazen bu içerik uzun bir süre daha alakalı olmayı sürdürebilir.
Bence, aslında bir şeyler değişse bile bu sayfaların yıllar boyu çok fazla güven, link ve diğer tüm üstünlükleri inşa etmesi sayesinde… hala iyi bir başvuru sayfası olarak görünmeye devam etmesi biraz aldatıcı.”
Daha eski içeriklerin daha iyi bir sıralamaya sahip olması konusunda Google’dan bir teyit yok. Böyle durumlar olabiliyor, ancak onların başarısı büyük oranda, kalite, alaka ve bu sayfalara yapılan çok sayıda referans gibi farklı faktörlerle ilgili. Yani önemli olan yaş değil, kullanıcılara sağlanan içerik kalitesi ve değer.
Bir sayfanın sıralamaya girdiği diğer anahtar kelimelerin sayısı
Google’ın patentli  ‘Sorgu büyütmesi’ şöyle belirtiyor: 
“Bir kullanıcı bir arama motoruna bir arama sorgusu girdiğinde, girilen sorgunun terimleri değerlendirilir ve bir ya da daha fazla benzer büyütme sorgusu seçmek üzere, saklanmış büyütme sorgusu terimleriyle eşleştirilebilir. Seçilen büyütme sorguları da, arama motoru tarafından arama operasyonunu büyütmek, böylece daha iyi arama sonuçları elde etmek üzere kullanılabilir.”
Bunun anlamı, eğer algoritma sayfanızı belli bir sorgu için en uygun olarak seçiyorsa, aynı zamanda, diğer alakalı sorgular için de bir sonuç olarak seçebilir. 
Yani, sadece sıralamaya giren anahtar kelime sayısının bir sıralama faktörü olma ihtimali düşük. Bununla beraber, bu patentli teknoloji arama algoritmasına yerleştirildiyse, büyük olasılıkla bir sorgu için sıralamaya giren bir sayfanın, alakalı daha fazla sorgu için çok daha az çabayla sıralamaya girmesini kolaylaştırabilir.
E-A-T 
John Mueller, Kalite Değerlendirici Yönergeleri’nin ne olduğu ve E-A-T’nin (Expertise, Authoritativeness, Trustworthiness - Uzmanlık, Yetki, Güvenilirlik) bir sıralama üstünlüğü olarak değerlendirilip değerlendirilmediği hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. 
“Bunların büyük kısmı, doğrudan arama sonucu ya da arama sıralama faktörü olmayan Kalite Değerlendirici Yönergeleri’den geliyor.
Bu aslında daha çok arama sonuçlarının kalitesini değerlendiren arkadaşlarımıza verdiğimiz bir şey.”
Bugün E-A-T, birçok kişinin web sitesinin kalitesine ve dolayısıyla sıralamaya etkisiyle ilgili tekrarlamaktan hoşlandığı bir deyiş. Kalite Değerlendirici Yönergeleri, işleri arama sonuçlarına bakıp onların konuyla ilgili ve yüksek kaliteli olduğunu garantilemek olan Google çalışanları için oluşturuldu. Neyin kaliteli içerik olarak değerlendirilebileceği gibi konularda öneriler içeriyor. Doğru, örneğin ‘Paran ya da Canın’ gibi bazı tür web siteleri için uzman bilgiler sunmak ve yazarın biyografisi gibi unsurlarla uzmanlıklarını kanıtlamak kritik önem taşıyor. Bununla beraber, E-A-T’yi bir sıralama faktörü olarak görmek için biraz erken gibi duruyor.
İçerikteki LSI Anahtar Kelimeleri
John Mueller LSI (Latent Semantic Indexing - Gizli Semantik İndeksleme) anahtar kelimelerinin varlığını şunları söyleyerek açık bir şekilde reddetti.
“LSI anahtar kelimeleri diye bir şey yoktur, özür dilerim ama size kim tersini söylüyorsa yanılıyordur.”
Dahası LSI, web öncesi dönemde icat edilmiş eski bir yöntem ve Google ondan çok daha modern teknolojiler kullanıyor. 
LSI anahtar kelimelerinin sıralamaya herhangi bir etkisi olma ihtimali yok. Gizli semantik indeksleme, artık çok daha sofistike yöntemleri temel alan modern arama algoritmalarının büyük olasıkla hiç kullanmadığı eski bir bilgi geri alma metodu.
Bu bilgilerin 2020 planlarınızda size yardımcı olması dileğiyle.
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi