View profile

Havuç müzesi

Bekir Arslan
Bekir Arslan
Merhaba. #Bakbuçokiyi yayınına hoşgeldin. “Bak bu çok iyi” deyip heyecanlandığım herhangi bir şeyi (yazı, içerik, müzik, film, kitap, uygulama, ne olursa…) paylaşmayı seviyorum. Bu eposta yayınında onlardan bazılarını bulacaksın.

Evimize yakın sayılabilecek iki semt pazarı var. Biri cumartesi, diğeri pazar günleri kuruluyor. Aksi bir durum olmadıkça kaçırmamaya çalışıyorum. Çok şükür, yine olağanüstü bir durum olmadıkça marketten sebze meyve almıyorum. Bundan iki hafta önce Kayseri'den gelen bir elma aldım pazardan, mumlanmamış, üstünde kahverengi lekeler duruyor. İnsan önce bir çekiniyor buna ne olmuş diye ama sonra tadına ve kabuğuna bakınca dedim abi ver poşet. İki kilo aldım, gayet güzeldi. Bunu markette bulma şansınız yok. (Bkz: Her parlak elma parafini mi işaret ediyor?)
Bu hafta da sarı havuç denk geldi. Bunun sarısı da mı varmış ya diye şaşırdım, eve geldim bir bakayım şuna dedim, meğer turuncu ve mor havucun yanında sarı, beyaz, siyah ve kırmızı havuç da varmış. Sarı havucun kökeni Afganistan'a dayanıyormuş ve tat olarak diğerlerinden daha tatlıymış. Havuçlarla ilgili neredeyse hemen hemen tüm bilgileri içeren şu enteresan siteyi inceleyebilirsiniz:
Canım istemediği için almadım sarı havucu ama tadına bakmak için haftaya bulabilirsem alabilirim. Canım istemedi demişken aklıma geldi, bu hafta çilek gördüm. Çilek ya çilek, hem de şubat ayında. Mevsimler iyice birbirine girdi. Hele bu, her mevsimde her ürünün tezgahlarda olabilmesi ülkemizde son yıllarda arttı gördüğüm kadarıyla. Normal değil diye düşünüyorum bu durum, fıtri de değil bana kalırsa. Kış mevsiminde yana yana domates, patlıcan, biber alan sevdalıları ise anlamış değilim. Benim bildiğim mevsimi dışında satılan her ürün pahalıdır. Semt pazarlarını sevin, iyi olur.
Cezvede kaynayan kutu süt neden patlar?
Yavuz Dizdar'ı blogundaki yazılarından takip ediyorum. Tertemiz yazanlardan. Süt endüstrisini, bu endüstrinin ürettiği homojenize sütü, cezvede kaynatılan kutu sütün neden patladığını anlattığı bu yazısında benim en çok dikkatimi çeken, hazır yoğurtların neden kalıp gibi olduğuyla alakalı paragraftı. Şöyle diyor:
“… işlem sırasında birleşen moleküller sütün biyolojik değerini bozar. En fazla reaksiyona giren kükürt grupları sütün elzem özelliğidir, tadın ötesinde, biyolojik etkinin önemli bir kısmı için gereklidir. Bunlar birbiriyle bağlanınca kokusuz ve bembeyaz süt ortaya çıkar. Bu süt limonla kesilemez, bundan yapılan yoğurt benzeri ürün kalıp gibidir, su bırakmaz, ama biyolojik koruyucu özelliğini yitirdiğinden ekşimez. Zaten endüstrinin dikkatinden kaçan da budur; bu yöntemle süt ve yoğurdun ekşime vasfı ortadan kalkar. Nihayetinde raf ömrü uzun ürün elde edilir.”
Dünyadaki saat karmaşası
Cemal Tunçdemir'i yakın zamanda keşfettim. İlk hangi yazısını okuduğumu hatırlamıyorum. Amerika Bülteni'nde yazdığı tüm yazıları geçmişe dönük okumaya çalışıyorum. Her yazıdaki anlatımına, kelime ustalığına, kılçıksız yazımına hayranlıkla bakakaldığım ender insanlardan.
Dünya saatlerinden bahsettiği bu yazısında ilginç detaylar var:
  • Pekin’de (GMT +8) saat gece yarısı 12:00 iken yaklaşık 5000 kilometre batıdaki Kaşgar’da da saat geceyarısı 12:00. Yani Urumçi halkı yazın ‘resmi saatle’ geceyarısında güneşin batışını izleyebiliyor. Ya da bir kış günü sabah 10’da güneşin doğuşunu… Bölgede çoğunluğu oluşturan Uygur Türkleri çareyi, gayriresmi olarak günlük işlerinde GMT +6 saat bölgesinin saatini kullanmakta bulmuş.
  • Çin’in tek saat ısrarı nedeniyle, kürede, bir sınır geçerek en fazla zamanı kazanıp kaybedebileceğiniz yer 76 kilometrelik Afganistan – Çin sınırıdır. Sınırı geçtiğiniz saniyede, geçtiğiniz yöne göre 3.5 saat kazanır veya kaybedersiniz.
  • Bir başka dikkat çekici tuhaflık da İspanya’nın saat bölgesinde. İngiltere ile aynı saat bölgesinde olmasına rağmen, saat bölgesi olarak GMT 0 yerine GMT +1’dedir. General Franco’nun Hitler ile ittifakında, Nazi Almanya’sı ile aynı saati yaşamak için saat değiştirildi ve bu ‘aptalca’ durum hala devam ediyor. İspanyollar, kıta Avrupası’ndaki diğer kıtadaşlarından bir saat daha erken uyanmak, daha uzun çalışmak zorundadır ve bazı uzmanlara göre bu nedenle daha az verimlidirler.
Cemal Tunçdemir demişken, dünya yolsuzluk sistemini anlatan Oliver Bullough'un Moneyland kitabından esinlenerek yazdığı Mangıristan diye bir ülke…” isimli yazısını okumadan geçmeyin derim. (Moneyland'i ben de okumak istiyorum, henüz okumadım.)
Haritalarla dünyayı anlamak
Twitter'da takip ettiğim hoş bir hesap var: @BrilliantMaps. Zaman zaman vay canına diyebileceğiniz haritalı anlatımlarla karşılaşabiliyorsunuz. Avustralya nüfusunun yarısının sahil şehirlerinde yaşaması, Hollanda ile Belçika'nın sınırlarının birbiri içine geçmesi, dünyanın en uzun yürüyüş yolunun 22 bin kilometre olması bu haritalardan bazıları.
Sarooooo!
Lion‘u birkaç ay önce izledim. Muazzam bir film. Yakınlarda Netflix'e düşünce bu vesileyle buraya alayım istedim. Zaman zaman açıp izliyorum. Afişini her gördüğümde “Sarooo” diye bağırasım geliyor. İzleyin, izlettirin, başka bir şey demiyorum.
Netflix-Codes
Netflix demişken bu siteyi de araya sıkıştırarak bitireyim. Üyeliği olanlar bilir, Netflix uygulamasında sınırlı birkaç film kategorisi var. Ama bir o kadar görünmeyen ve detaylı kategoriler mevcut. Daha spesifik filmler arıyorsanız bu siteyi incelemenizi tavsiye ederim. Sitede bulunan linkler sizi uygulamadaki ilgili kategoriye götürüyor.
Okuduğun için teşekkür ederim. Yayın hakkında önerilerin varsa bu postaya cevap vererek bana ulaşabilirsin. Beğendiysen, başkasının da beğenebileceğini düşünüyorsan paylaşabilirsin.
Hoşçakal.
Did you enjoy this issue? Yes No
Bekir Arslan
Bekir Arslan @bkrsln

Kişisel bültenimde sevdiğim ve heyecanla takip ettiğim konulardan edindiğim güzel şeyleri paylaşıyorum.

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Created with Revue by Twitter.