View profile

Başladığımda keşke biri bana söylemiş olsaydı

Bekir Arslan
Bekir Arslan
Selamlar.

Yeni okumadım, bir yerlere bırakmışım sonra tekrar okurum diye. Evelina Judeikytė'nin uzman veri görselleştirmecilerle görüştüğü ve Medium'da paylaştığı bir yazısı var. Evelina bir data tasarımcı. İşlerini takip ediyorum çok güzel projeleri var, böyle gıpta ile bakabileceğin. Sitesini inceleyin, haksızsam gelin, sen haksızsın deyin. Neyse, o yazıda kendisi gibi data tasarımcılara bir soru soruyor. Bu işe başladığında keşke biri bana söylemiş olsaydı dediğin ne var? Yazıdan şunları not almışım:
  • Data visualisation is a tool for communication. We use it to make sense of the underlying data, we use it to make decisions, and we use it to tell stories. In each of those scenarios, we’re building for someone (and that someone could be ourselves or others). And that’s why I now start each project by understanding the audience of the visualisation and their needs: what are they trying to get out of and understand about the data?
  • When I first started creating data visualisations, I wish someone had told me that the journey would be hard, it would take a long time, but it would be worth it.
  • Be bold about what data stories you create in public. These projects lead to learnings about data, technology, and storytelling. Performative public data storytelling also leads to a vibrant community of mentors and friends.
  • If it’s a good chart, it’s a good chart. And if you have fun, there’s no need to do it differently.
Transdinyester isminde bir ülke varmış
Futbolla olan ilginizi bilemem, ben de zaten şöyle göz ucuyla takip ediyorum ara sıra. Öyle fanatik izleyicisi filan değilim ama güzel hikaye ve zalım bir gol varsa kaçırmıyorum. Belki haberlerden denk gelmişsinizdir, Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Sheriff adındaki küçük bir takım Real Madrid'i kendi evinde yenmiş. Hem de evire çevire! Demek isterdim ama maçı izlemedim gollere baktım :D Tabi bu galibiyetten sonra ya bunlar kimdir, ne yapmak nereye varmak istemektedir diye herkes gibi baktım, bir iki yazı okudum. Meğer Moldova'nın Ukrayna'ya bakan tarafında yıllar önce referandum yapıp Rusya'ya eklenmeye çalışan ama Moldova'nın tanımadığı özerk bir ülkeymiş. Ya düşünün dünyanın hiçbir yerinde alınamayan ve değiştirilemeyen bir para birimleri varmış. Bu takımla alakalı da Türkçeye çevrilmiş bir haber var, içerik olarak da harika. Hayretle okuyacağınızı düşünerek sürprizlere yer vermiyorum. Okuyun bence, böyle yazılar her zaman çıkmıyor.
Sheriff Tiraspol: Real Madrid'i yenerek Şampiyonlar Ligi tarihinin en sürpriz galibiyetlerini alan takım - BBC News Türkçe
Monarşinin anavatanı
Meğer Marco Polo'nun Çin'e yolculuğunun başladığı tarihle Osmanlı Devleti'nin kuruluşu hemen hemen aynı yıllara denk geliyormuş. Peki bunu nereden öğrendim? Elleri dert görmesin ecnebi bir dostumuzun İngiliz Monarşisi'ni anlatmak için hazırladığı bir görselden. İnceleyince beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Böyle karşılaştırmalı tarih işlerine fena halde hayranlığım var. Çıldırıyorum böyle şeylerle karşılaşınca. Hadi ya diye diye okuyor veya izliyorum. Severim böyle işleri. Orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. Ayrı pencerede büyük halini incelemek içinse buraya tık.
Biraz kafein alır mıyız?
Türkiye'de deliler gibi çay tüketildiğini hepimiz biliyoruz. Hatta şunu bile duymuş olabilirsiniz: Türkiye, İrlanda ve İngiltere Avrupa'da en çok çay tüketen ilk üç ülke. Peki dünyanın geri kalanında durum ne, hiç düşündünüz mü? Çay mı, kahve mi, asitli içecekler mi? İmdadımıza yine bir veri görseli çıkıyor. Büyük hali için tık.
Ben en çok Kenya ve Güney Kore'ye şaşırdım. Kenya neredeyse bizimle aynı. Adamlar çaycıymış ya. Korelilerin kahve aşkına ise anlam veremedim. Ya sen Uzak Asyalı'sın, çayına dök sütü iç otur değil mi, yok onlarda da kahve ağır basıyormuş. Amerika cephesinde değişen bir şey yok zaten, sürekli asitle gün mü geçer ama onlar için problem yok.
Bu arada şu Finlandiya bölümündeki fincana batırılmış halde gözüken beyaz cismi dikkatli okuyucular fark etmiştir. O bir peynir. Evet, Kuzeyli dostlarımızın geleneksel peynirlerinden. Adı Leipäjuusto. Bu peynirle yaptıkları kahveye ise Kaffeost diyorlar. Tabi o tada ulaşamayız ama bizdeki sert bir peynirle denemek istiyorum, henüz denemedim. Belki İskandinav kaplıcalarında bir güzel gevşedikten sonra keyifle içmek nasip olur bir gün, ha güzel olmaz mı?
Görüşmek üzere.
Did you enjoy this issue? Yes No
Bekir Arslan
Bekir Arslan @bkrsln

Kişisel bültenimde sevdiğim ve heyecanla takip ettiğim konulardan edindiğim güzel şeyleri paylaşıyorum.

In order to unsubscribe, click here.
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here.
Created with Revue by Twitter.