View profile

#5 Neden?

Revue
 
Neden? Hayatımızın en rahatsız edici ama aynı zamanda en anlamlı sorusu. Rahatsız edici... Çünkü soru
 

Momentum

October 21 · Issue #5 · View online
Pazarlama, içerik, sosyal medya, girişimcilik, kişisel gelişim, üretkenlik ve verimlilik gibi konularda okuyorum, düşünüyorum, üretiyorum ve hayatımı kazanıyorum. Hayatımızın her anında bir momentum olduğuna ve o momentumun farkında olduğumuzda daha mutlu olduğumuza inanıyorum. Ve bu konularda her Pazar akşamı ilham aldığım içerikleri paylaşıyor, size ilham vereceğini düşündüğüm konularda fikir yürütüyorum. Paylaştığım diğer içerikleri takip etmek isterseniz: @batuhanapaydin

Neden?
Hayatımızın en rahatsız edici ama aynı zamanda en anlamlı sorusu.
Rahatsız edici…
Çünkü sorulduğu anda rahatı bozuyor, kurcalıyor, hemen kabul etmiyor, karşı duruyor.
Anlamlı…
Çünkü sorulduğu anda eylem ya da düşüncenin altında yatan asıl anlamı ortaya çıkarıyor.
Peki harekete geçmenizi ne engelliyor? Aklınızdaki fikri, projeyi, girişimi, blogu, Youtube kanalını, Instagram hesabını, eticaret sitesini, podcasti BU HAFTA hayata geçirmenizin önündeki engel ne?
“Çok işim var, çok yoğunum…”
Neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü kendi fikrinizi hayata geçirmek, öncelikleriniz arasında değil. Yoğun olmadığınız hiçbir zaman olmayacak, hep yoğun olacaksınız, hep çok işiniz olacak.
“Ya tutmazsa, ya emeklerim boşa giderse…”
Neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü başarısız olmaktan korkuyorsunuz. Korkuyla yüzleştiğiniz anda ise, yani başarısız olmayı bir neden değil, yaşanabilecek sonuçlardan biri olarak kabul ettiğinizde ise o artık bir korku değil, “olasılık” haline gelecek. Hayatta neyin garantisi var ki bunun olsun? Hiç başlamazsanız “başlamadan başarısız oldunuz” demektir. Daha büyük başarısızlık var mı, emin değilim.
“Etrafımdakiler ne der, komik duruma düşer miyim?”
Neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü başkalarının fikirlerini, kendi fikirlerinizin önüne koyuyorsunuz. Başkaları sizi, neyi sevdiğinizi ve yapabileceklerinizi sizden iyi bilebilir mi? Bu noktada biraz düşünebilir miyiz lütfen? Ve hayatınızda hiçbir yeri olmayan birinin sosyal medyada yazacağı negatif bir yoruma şimdiden mağlup oluyorsunuz. Ya da yıllardır görmediğiniz okul arkadaşınızın hakkınızda kötü yorum yapmasını istemiyorsunuz ama o arkadaşınızı fikrini önemseyecek kadar sevmiyorsunuz bile!
“Bu saatten sonra yapamam, kaç yaşıma geldim?”
Neden böyle düşünüyorsunuz? Çünkü toplumun zaman ve yaşlılıkla ilgili bir takım yargıları var ve siz de bu zeminsiz yargılara daha başlamadan mağlup oluyorsunuz. “O yaşa” geldiyseniz zamanın göreceli bir kavram olduğunu biliyor olmanız lazım. Yaşınız 30, 40, 50 olsun, fark etmez… Eliniz ayağınız tuttuğu ve aklınız çalıştığı sürece “genç"siniz. Hem artık tecrübelisiniz de.
Aklınızda bir fikir var.
Zaman geçiyor.
Çok yoğunsunuz. Ya emekleriniz boşa giderse… Etrafınızdakiler ne der? Kaç yaşıma geldim?
Kuşlar uçuyor.
.
.
.
Artık yapın.
Artık harekete geçin.
Tek engel siz ve aklınızdakiler. "Neden” diye sorun kendinize. Bahanelerinizin altındaki nedeni anlayın.
Rahatınızı bozun, kurcalayın, hemen kabul etmeyin, karşı durun.
Bu hafta başlayın.

There’s only one growth strategy: work hard. ~ William Hague
tr: Tek bir büyüme stratejisi var: Çok çalışmak.

Neyin peşindeyiz?
Motivasyona ve farklı düşünmeye ihtiyacımız var, evet. Ama bir de durum tespitine ihtiyacımız var. Kendimizin ve etrafımızın farkında olmalıyız önce.
Neyi yapabiliyoruz?
Neyi yapmaktan zevk alıyoruz?
Etrafımızdaki fırsatlar neler?
Bu haftanın Türkçe içeriği geçen haftalarda oluşturduğum bir tweet zinciri olsun. İster görsele tıklayarak, isterseniz de buraya tıklayarak.
Dünyanın en yanlış sözü: Terzi kendi söküğünü dikemez
Aklınızdaki fikri başarılı bir projeye ya da girişime dönüştürmenin en garanti yolu o fikrin aynı zamanda bir sorunu çözüyor olması.
Sizin o projeyi önceliğiniz haline getirip bir başarı hikayesine dönüştürmenizin en garanti yolu ise fikrinizin sizin bir sorununuzu çözüyor olması. Sorun sizin sorununuz olduğunda en iyi çözümü de siz üretiyorsunuz. Yaşanabilecek her senaryo sizin de başınıza geldiği ve geleceği için daimi bir çözümünüz, planınız ve harekete geçmek için enerjiniz ve motivasyonunuz oluyor.
Eğer bir fikriniz yoksa da önce kendinize ve etrafınıza bir göz gezdirin. Gerçekten neye ihtiyacınız var, ne sorununuz var?
The power of scratching your own itch – The Startup – Medium The power of scratching your own itch – The Startup – Medium
Yeni nesil problemler...
Eskiden beri hayatımızda var olan problemler, aynı zamanda birçok insanın aynı anda farkında olduğu ve çözüm getirmeye çalıştığı problemler anlamına geliyor. Bu da doğrudan rekabetin yüksek olması demek.
Bir de “yeni nesil” problemlerimiz var. “First world problems”.
Instagram'a daha estetik hikaye (story) atmak bunlardan biri.
Önce kendi problemleriydi, sonra başkalarının da problemi olduğunu fark ettiler. Yeni ya da eski nesil olması o kadar da önemli değildi. Harekete geçtiler.
These two millennials made over $1 million with Instagram app Unfold These two millennials made over $1 million with Instagram app Unfold
40 yaşıma geldim ve...
“40 yaşımda kendi işimi mi kuracağım” bahanesi bahanelerin en güzeli. Toplum tarafından anında kafa sallanarak “haklısın” denen en kuvvetli argüman.
Bir yandan da kendini kandırabileceğin yaşların en güzeli çünkü 20'li ve 30'lu yaşlarından çok daha tecrübelisin ve zihnin üzerinde eskiye göre çok daha fazla kontrolün var artık.
Önceki sayıda da bahsettiğim gibi kimse kendi işini kurmak zorunda değil, yanlış anlaşılma olmasın.
Ama bahane de olmasın artık şu yaş meselesi. Yapılan bir araştırmaya göre 19 yaşındaki Mark ile 21 yaşındaki Steve'in girişimcilik hikayeleri istisnai durumlar ve 2007-2014 arasında şirket kurup bir de başarılı olanlara bakıldığında yaş ortalamalarının 40-45 arasında olduğu ortaya çıkmış.
Fakat şu an korkuyorum, yeni bahane olmasın -> “Fikrimi hayata geçirmek için 40 yaşıma kadar beklemeyi doğru buluyorum”
Turning 40 -- Is It Ever Too Late to Startup? Turning 40 -- Is It Ever Too Late to Startup?
Bir çanta, birkaç yüz dolar...
Bugün son bir video izleyecekseniz, o video bu video olsun.
Harekete geçmek, doğrulmak, adım atmak için hepimizin bir ışığa, bir söze, bir insana ihtiyacı olduğu anlar oluyor.
Bu hikayede ışık, bir toplu iğnenin ucu.
Eğer harekete geçmek için bir hikayeye ihtiyacınız varsa, o hikaye bu hikaye olsun.
"Yassin Falafel" - YouTube "Yassin Falafel" - YouTube
Bu emaili harekete geçmesini istediğiniz, harekete geçerse mutlu olacağını bildiğiniz arkadaşlarınıza gönderin.
Hem belki birlikte harekete geçersiniz.
İyi haftalar, sevgiler,
B.
Did you enjoy this issue?
If you don't want these updates anymore, please unsubscribe here
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here
Powered by Revue