View profile

#4 Dur tabelası, Türkiye'de online alışveriş, girişimcilere tavsiyeler

Revue
 
ABD'ye taşınmamın üzerinden 2 ay geçti ve hala her seferinde mutlu olduğum bir değişiklik var günlük
 

Momentum

October 14 · Issue #4 · View online
Pazarlama, içerik, sosyal medya, girişimcilik, kişisel gelişim, üretkenlik ve verimlilik gibi konularda okuyorum, düşünüyorum, üretiyorum ve hayatımı kazanıyorum. Hayatımızın her anında bir momentum olduğuna ve o momentumun farkında olduğumuzda daha mutlu olduğumuza inanıyorum. Ve bu konularda her Pazar akşamı ilham aldığım içerikleri paylaşıyor, size ilham vereceğini düşündüğüm konularda fikir yürütüyorum. Paylaştığım diğer içerikleri takip etmek isterseniz: @batuhanapaydin

ABD'ye taşınmamın üzerinden 2 ay geçti ve hala her seferinde mutlu olduğum bir değişiklik var günlük hayatımda: Yaya geçitlerinde duran araçlar.
Yurt dışına çıktıysanız mutlaka fark etmiş olduğunuz, Türkiye'de hiç göremediğiniz ve bu yüzden de muhtemelen memlekete döner dönmez etrafınıza imrenerek bahsettiğiniz ilk birkaç şeyden biri bu. Daha insan gibi hissediyoruz çünkü, medeniyetin mümkün olduğunu fark ediyoruz. Aracın içindeki aracın dışındakine saygı gösteriyor, karşıdan karşıya geçmesine izin veriyor.
Müthiş.
Fark etmediğimiz başka bir gerçek daha var halbuki.
Araçlar karşılarına sadece bir yaya geçidi çıktığı için değil, “DUR” tabelası çıktığı için duruyor.
Ne kadar basit değil mi?
DUR.
Ancak araçlar sadece birbirlerine saygı gösterdikleri ya da kurallara uydukları için de değil, dur tabelalarında dururlarsa trafikte daha az kaos olacağını bildikleri için duruyorlar.

Sürpriz yok, kurallar var. Kurallara uyulan ve tekrar edilen anlar var.
Eğer daha az kaos olursa kaza riski azalıyor, kaza riski azalırsa stres azalıyor. Bu arada yayalar da ezilmiyor. Ne güzel değil mi?
Çünkü zihnimiz sürprizleri değil, düzeni, alışkanlığı, rutini ve tekrarı seviyor. Ne kadar rutinimiz, ne kadar tekrarımız varsa gereksiz yere yormadığımız zihnimizi, bedenimizi ve duygularımızı da başka şeylere o kadar ayırabiliyoruz.
Basit bir durma ya da yol verme eylemi ile trafikte ne kadar daha az stres yaşayacağınızı hayal edin.
İstanbul'un ya da Türkiye'de herhangi bir büyük şehrin trafiğindeki kaosu değiştiremeyiz ama günlük hayatımızda kendimize alışkanlıklar, tekrarlar ve rutinler yaratarak enerjimizi daha efektif kullanmayı planlayabiliriz.
O zaman hep birlikte kendimizi zorlayalım:
Hayatınızı kolaylaştırmak için bilinçli rutinler/alışkanlıklar yaratıyor musunuz, yoksa her gün yeni bir mücadeleden mi oluşuyor?
Neyi düzenli yaptığınızda daha iyi hissediyor ve yapmadığınızda mutsuz oluyor, düzeniniz bozulmuş gibi hissediyorsunuz?
Alışkanlıklarımızla varız, rutinlerimiz sayesinde zihnen daha sağlıklıyız.
Sizin DUR tabelanız ne?
The secret of change is to focus all of our energy, not on fighting the old, but on building the new. - Socrates
(tr: Değişimin sırrı, bütün enerjinizi geçmişle savaşmaya değil, yeniyi inşa etmeye harcamaktır.)
Ters köşe: Emlakçı olmadan evinizi nasıl satabilirsiniz?
Önceki bültenlerde de söylediğim gibi bu bültende her hafta en az iki Türkçe içeriğe yer vermek istiyorum. Türkçe içerik bulmakta zorlanınca ise ya geçen hafta olduğu gibi geçmişte yazdıklarımı #throwbacksunday diye tekrar paslayacağım ya da bu bültende olduğu gibi hafta içinde yayınladığım tweet zincirlerine yer vereceğim (flood mu demeliyim zincir mi demeliyim, müthiş arada kalıyorum her seferinde).
Doğru içerik kullanımı ve kulaktan kulağa pazarlama (word of mouth marketing) ile bir emlakçının satışlarını nasıl artırdığının kısa hikayesi bu haftanın öne çıkanı olsun. İsterseniz buraya, isterseniz aşağıdaki görsele tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Bu hafta çalışkanlığım üzerimdeydi, bir de e-posta pazarlamasıyla ilgili tweet zinciri hazırladım. Özellikle arama motorlarının ve sosyal medya platformlarının algoritma değişiklikleri ve artan maliyetlerinden dolayı e-mail marketing'in tekrar yükselişe geçtiğini/geçeceğini iddia ediyorum.
Bu e-postayı yanıtlayarak ya da Twitter üzerinden yorumlarınızı benimle paylaşmanızı çok isterim.
Türkiye'de online alışveriş ve tüketici alışkanlıkları
Tüketici araştırması şirketi Twentify, Türkiye'den 2085 kişinin katıldığı ve online alışverişte tüketici davranışlarının ortaya konduğu 162 sayfalık dev bir araştırma yayınladı.
Sanırım Türkiye'de bu konuyla ilgili daha kapsamlı bir rapor daha görmedim.
E-ticaret profesyonelleri dışında girişimcilerin, reklamcıların ve pazarlama uzmanlarının da beslenebileceği dolu dolu ve aynı zamanda güncel olduğu için epey değerli bir rapor.
Twentify'ın “Yeni Bir Pazarlama Kanalı Olarak Oyun Sektörü”, “Okul Alışverişinde Velilerin Tercihi Alışverişi Ailece Yapmak” ve “Taksi ve Uber konusunda İstanbullular ne düşünüyorlar?” gibi farklı konularda yaratıcı araştırmaları var. Hepsine şuradan erişebilirsiniz.
Türkiye'de E-ticaret: Çevrimiçi Alışverişte Tüketici Davranışları ve Marka Karşılaştırması Araştırması | Twentify Türkiye'de E-ticaret: Çevrimiçi Alışverişte Tüketici Davranışları ve Marka Karşılaştırması Araştırması | Twentify
Sağlam kafa ve sağlam vücut korelasyonu bilimsel olarak kanıtlandı
Size birkaç hafta önce hayatıma kattığım, dünya için küçük ama benim için epey faydalı bir lifehack'ten bahsetmek isterim: Spor yaparken podcast dinlemek.
1,5 saat boyunca 2-3 podcast. Pazarlama, girişimcilik ve bir de basketbol odaklı.
Hakkını da vererek aynı anda iki işi birden yapmanın getirdiği bir “lifehack” hissiyatı var ama daha önemlisi her seferinde vücudumla birlikte zihnimin de açıldığını hissediyorum.
Ve bunun bilimsel bir nedeni varmış. Zihnimiz egzersizle birlikte yeni bilgileri daha iyi damıtıyormuş.
Eğer spora başlamak için yeni bir neden arıyorsan fırından taze çıktı.
The Secret to Retaining a New Skill: Learn, Exercise, Sleep - WSJ The Secret to Retaining a New Skill: Learn, Exercise, Sleep - WSJ
Bir girişimciye verilebilecek en iyi tavsiye?
Kendi işini kuranların en büyük dertlerinden biri “yalnızlıkları”. Aldıkları kararlarda, o kararların sonuçlarında, alınan karar ve sonucu arasındaki yolculukta… Her anda kendi başlarınalar.
Ve her girişimcinin yolu, süreci, hikayesi farklı, kendine has.
Yalnız her hikaye kendine has diye her süreci yeniden tecrübe etmek yerine başkalarının tecrübelerinden faydalanmak derslerin en güzeli. Girişimcinin stresini ancak bir başka girişimci anlar ve bir girişimciye en doğru tavsiyeyi o yoldan daha önce geçenler verebilir.
Ve ama her sürecin birbirinden farklı olmasından dolayı “bir girişimciye verilebilecek en iyi tavsiye nedir” sorusunun tek bir cevabı da yok. Kendi cevabını yine girişimcinin kendisi buluyor. 
Belki sizinki bunlardan biridir. 
The Best Startup Advice You’ll Ever Receive – Product Hunt The Best Startup Advice You’ll Ever Receive – Product Hunt
Öğrenci olmaya hazır olanın öğretmen ayağına gelir
Aile üyelerini mentor olarak saymazsanız benim gerçek anlamda ve düzenli bir mentor’um hiç olmadı. 
Her zaman “öğrenci olmaya hazır olanın öğretmen ayağına gelir” düşüncesine inandım. Ve bu yüzden de hayatım boyunca karşıma çıkan her tecrübeye kulak vermeye, benden tecrübeli ya da farklı olan herkesten ilham almaya çalıştım. Bu yüzden mentor arayışım olmadı belki de, karşıma çıkan herkes potansiyel mentor benim için. 
Hayatınızda bir mentor’un olması şart mı peki?
Değil. 
Öğrenci olmaya hazır olana “herkes” mentor.
Bu yüzden aşağıdaki yazıda bahsi geçen modelde kişileri etrafınızda görürseniz mentor olmalarını beklemeden yardım isteyin, soru sorun, dinleyin, gözlemleyin, öğrenin.
The five types of mentors you need in your life | The five types of mentors you need in your life |
Okuduğunuz, izlediğiniz, dinlediğiniz her şey eğer siz isterseniz birer ilham kaynağı.
İlham dolu bir hafta olsun.
İyi haftalar, sevgiler,
B.

***
Meraklısına geçen haftanın istatistikleri:

  • İkinci sayı 432 kişiye gitmişti, üçüncü sayı ise 470 kişiye gitti. Bu e-bülteni beğendiyseniz arkadaşlarınıza forward ederek daha fazla insanın ilham almasını sağlayabilirsiniz, beni de aynı anda hem motive hem de mutlu etmiş olursunuz.
  • İkinci sayıda %69 olan açılma oranı, üçüncü sayıda abone sayısının artmasına rağmen düşmedi, hatta yükseldi: %71. Nefis.
  • E-bülteni açanların %37'si en az bir linke tıkladı, bu oran geçen hafta %42'ydi.
  • En fazla tıklanan link Twitter’da Sizi Neden “Unfollow” Ettim? başlıklı içerik oldu.
  • Üçüncü sayıdan sonra da öncekilerde olduğu gibi emaile cevap vererek fikrini paylaşanlar ve Twitter'dan bülteni yayarak daha fazla insana ulaşmamı sağlayanlar oldu. Bu bülteni hazırlarken en başından beri rakamlara önem göstermemeye karar vermiştim ama daha fazla insana dokunmanın getirdiği motivasyonu görmezden gelemem. Desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Did you enjoy this issue?
If you don't want these updates anymore, please unsubscribe here
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here
Powered by Revue