View profile

#12 Pygmalion etkisi ve en yakınımızdaki 5 kişi

Revue
 
not: Meraklısına bültenin sonunda bir adet kitap çekilişi duyurum var. *** "Eğitim" dendiğinde akla ö
 

Momentum

December 9 · Issue #12 · View online
Pazarlama, içerik, sosyal medya, girişimcilik, kişisel gelişim, üretkenlik ve verimlilik gibi konularda okuyorum, düşünüyorum, üretiyorum ve hayatımı kazanıyorum. Hayatımızın her anında bir momentum olduğuna ve o momentumun farkında olduğumuzda daha mutlu olduğumuza inanıyorum. Ve bu konularda her Pazar akşamı ilham aldığım içerikleri paylaşıyor, size ilham vereceğini düşündüğüm konularda fikir yürütüyorum. Paylaştığım diğer içerikleri takip etmek isterseniz: @batuhanapaydin

not: Meraklısına bültenin sonunda bir adet kitap çekilişi duyurum var.
**
“Eğitim” dendiğinde akla önce sınıfların, okulların, ödevlerin gelmesi doğru ama yeterli değil.
Zihnimizi, alışkanlıklarımızı, davranışlarımızı ve bakış açımızı şekillendirmek de “eğitim” kapsamında değerlendirilmeli ve fakat ne yazık ki bu konularla ilgili okullarda hiçbir şey öğrenmiyoruz.
Karar anlarında kazancı maksimize eden en doğru seçim nasıl yapılır? Motivasyonlarımız seçimlerimizi nasıl etkiler, motivasyonlarımızı nasıl yönetebiliriz? Yeni iş yerine, yeni çevreye, yeni koşullara nasıl daha hızlı adapte olunur? İnsanlarla nasıl verimli ve pozitif iletişim kurulur, empati nasıl geliştirilir? Zihnimizi ve bedenimizi daha mutlu/başarılı olmaya yönlendirebilir miyiz, motive edebilir miyiz?
Bu ve bunun gibi günlük hayatımızı dolduran ve reaksiyonlarımızla sonraki anı belirleyen birçok an var. Birçoğumuz ise bu gibi anlara etki edebileceğimizin ya farkında değiliz ya da bu gerçekliği görmezden geliyoruz, böylesi daha “işimize -rahatımıza- geliyor”. Ve sonra da günlük hayatın yoğun akışı içerisinde başımıza bizi mutlu edecek, bizim için doğru olan şeylerin gelmesini bekliyoruz.
Yukarıda saydığım soruların hiçbirinin formüle dökebileceğimiz bir cevabı yok elbette. Okullarda öğretilmiyor olsa da yaşayarak (tecrübe ederek) ve bir de okuyarak-dinleyerek-düşünerek (hazırlanarak) bu gibi durumlardaki başlangıç ve bitiş anlarına karşı geliştirdiğimiz bakış açımızı eğitebilir, yönetebiliriz.
Şu cümleyi muhakkak duydunuz: En çok görüştüğün, en yakınındaki 5 kişinin ortalaması kadarsın.
Ortalaman çalışkansa sen de farkında olmadan daha fazla çalışıyorsun. Ortalaman sevgi ve empatiyle dolup taşıyorsa sen de farkında olmadan daha merhametli, anlayışlı, sevgi dolusun. Ortalaman fazla alkol tüketiyorsa senin de muhtemelen alkolle aran iyi.
Ancak açıkçası ben bu “en yakınındaki 5 kişinin ortalaması” fikrini tek başına yeterli bulmuyorum. Bu tespit tek başına durduğunda bizi edilgen ve pasif, yani var olanı değiştiremeyecek varlıklar olarak kabul ediyor gibi geliyor bana.
O yüzden biraz daha düşünmeye ihtiyacımız var sanki.
Peki… Antik Yunan mitolojisinden heykeltıraş Pygmalion'u ve onun ismiyle literatüre giren “Pygmalion etkisi"ni duydunuz mu?
Pygmalion günün birinde bir kadın heykeli yaratır. Ancak bu kadın heykeli o kadar güzel, o kadar müthiştir ki Pygmalion bu heykele deli divane aşık olur, aşkı saplantı haline gelir, gözü başka insanları görmez olur.
Durumu fark eden ve Pygmalion'un haline acıyan aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit de heykele can verir, Pygmalion'un heykeliyle aşk yaşamasını sağlar. Bu durum bir "kendini gerçekleştiren kehanet” (self-fulfilling prophecy) örneğidir ve aynı zamanda “Pygmalion etkisi” ya da “beklenti etkisi” olarak anılır.
Pygmalion, heykeline aşık olmuş ve onunla birlikte olmayı o kadar istemiştir ki beklentisi gerçek olmuştur.
Robert Rosenthal ve Lenore Jacobson'ın yaptığı araştırma da bu etkiyi bilimsel olarak kanıtlar. Bir grup ilk okul öğrencisinin ve öğretmenlerinin dahil olduğu deneyde, öğrencilere senenin başında bir IQ testi yapılır ve öğretmenlere de sınıfın 5'te 1'inin yüksek IQ'lu olduğu bildirilir. Ancak araştırmanın daha sağlıklı olması adına, öğretmenlere bildirilen bu öğrenciler, IQ'ları yüksek ya da düşük olmasına bakılmaksızın rastgele seçilir.
Sene sonuna gelindiğinde bütün öğrencilerin IQ'larında yükseliş görülür ancak yüksek IQ'lu olarak nitelenen öğrencilerin IQ'larında daha da büyük bir artış gözlemlenir. Nedeni ise bu öğrencilerin yüksek zekaya sahip olduğunu bilen öğretmenlerinin, farkında olmadan bu öğrencilerden daha fazlasını beklemeleri, yüksek zekalı olduğunu düşündükleri bu öğrencilerin hedeflerini yükseltmeleri olmuştur.
Yani bizden beklenen yüksek olursa, hali hazırda başardığımızdan daha fazlasını yapma şansımız da artıyor.
Bizi daha iyi not alabileceğimize ikna eden, bizi o yönde motive eden bir öğretmen sayesinde daha iyi notlar alabiliriz. Bizi yıllık hedeflerimize ulaşacağımıza ikna eden, bizi o yönde motive eden bir yönetici sayesinde daha başarılı olabiliriz.
Peki başarılı/mutlu/tatmin olmak için yalnızca başkalarının mı bizden daha fazlasını beklemesini, bize yüksek hedefler koymasını umacağız? Biz de kendimizden daha fazlasını bekleyemez miyiz? Bu iç beklentiyi nasıl realize edebiliriz?
Etrafımızdaki kişilerle.
Etrafımızda en sık gördüğümüz kişiler, olmak istediğimiz kişilerin kısa yollarıdır.
Birlikte olmaktan en çok keyif aldığımız kişiler, olmak istediğimiz kişilerin kısa yollarıdır.
Birlikteyken hayranlık ya da saygı duyduğumuz kişiler, olmak istediğimiz kişilerin kısa yollarıdır.
Bu kişilere ve yaptıklarına sürekli tanık olarak kendimizden beklentilerimizi şekillendirir, onların yer aldığı noktayı varmak istediğimiz nokta olarak belirleriz.
Etrafımızdaki kişilerin ortalaması, kendimizden beklentilerimizi onlar sayesinde realize ettiğimiz, onları kısayol olarak kullandığımız için bizim de ortalamamızdır, aynamızdır.
Şimdi etrafınızdaki kişilere bir daha bakın.
Sevgiliniz, aileniz, akrabalarınız, okul ya da iş arkadaşlarınız, sosyal medyadan takip ettiğiniz ama -henüz- tanışmadıklarınız…
Kendinizden beklentilerinize… Hedeflerinize… Kendinize bakıyorsunuz.

When we are dreaming alone, it’s only a dream. When we are dreaming with others, it’s the beginning of reality.
tr. Tek başına kurulan hayal rüyadan ibarettir. Hep beraber kurulan hayal, hakikatin başlangıcıdır.

"Sen de spor yapıyor musun?"
Bu haftanın bültenini hazırlarken Burhan dostumun gönderdiği The Pygmalion Effect: Proving Them Right başlıklı yazı ilham kaynağı oldu. Araştırmamı yaparken bir de aşağıdaki New York Times içeriğine denk geldim. Denk geldiğim gibi de aklıma abimle her hafta birbirimize gönderdiğimiz fotoğraflar geldi. Şöyle ki…
Abimle 1 yıldan uzun bir süredir devam eden ve bol testesteron kokan bir alışkanlık geliştirdik. Farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde yaşamamıza rağmen spor salonuna gittiğimiz ya da dışarıda koşuya çıktığımız her an terli terli bir selfie çekip birbirimize gönderiyoruz.
Bu hareketin, ikimizin de bilinç altına gönderdiği mesaj net: Spor yapıyorum, keyif alıyorum, sen de yapmaya devam ediyor musun?
Etrafımızdaki insanlar yalnızca hedef ve beklentilerimizi belirlememizde değil, sağlık, beslenme ve spor alışkanlıklarımızı ve hayata bakış açımızı belirlememizde de etkililer.
The Power of Positive People - The New York Times The Power of Positive People - The New York Times
Billboard reklam maliyeti < Facebook reklam maliyeti
Konuyu biraz değiştirelim, bu haftanın pazarlama içeriklerine gelelim.
Billboard'lar.
Google'dan, Facebook'dan, programatik reklamlardan, CPC'lerden CPM'lerden önce onlar vardı.
Sonra banner'lar geldi, news-feed'ler ortaya çıktı… Ve mertlik bozuldu.
Peki, tarih tekerrürden ibaretse eğer, hava koşullarıyla, trafiğin yoğunluğuyla ve o günün gündemiyle değişen billboard'lar 2018'in trendi olabilir mi?
Araştırmaya göre bazı şehirlerdeki billboard'ların CPM (bin kişiye reklam gösterimi) maliyetleri Facebook, Instagram ve Youtube reklam maliyetlerinden daha düşük.
Ve yine araştırmaya göre billboard'lara en çok bütçe ayıran 10 şirketten 4'ü teknoloji şirketi (Apple, Google, Amazon, Netflix).
The hottest advertising trend of 2018? Billboards. The hottest advertising trend of 2018? Billboards.
Ucuz mu yaratıcı mı: 1 dolara danışmanlık
İnsanoğlu olarak dijitaldeki varlığımız arttıkça tahayyül ettiğimizden daha kalabalık olduğumuzun farkına varıyoruz. Herkesin bir fikri, düşüncesi, değer yargısı, bakış açısı var ve hepimiz aynı anda ses çıkardığımızda…
Birbirimizi duymak daha da zorlaşıyor.
Ürettiğimiz her tweet, story, blog post, podcast, video… Sürekli üretiyoruz, sürekli birbirimizin dikkatini çekmeye çalışıyoruz.
O yüzden şu söze büyük inanıyorum: “Attention is the new currency” (tr. Yeni değer -para birimi-, insanların ilgisi ve dikkatidir)
Bu durum markalar için de geçerli, markalara danışmanlık vermek isteyenler için de. Bir markaya danışmanlık vermek isteyen senin gibi onlarca farklı kişinin/ajansın arasından nasıl sıyrılabilirsin?
Pazarlama hunisinde ilk aşamayı yani awareness (farkındalık-bilinirlik) kısmını nasıl hızlandırabilirsin?
1 dolara ön danışmanlık vererek.
Why I Started A One Dollar Digital Agency. – The Startup – Medium Why I Started A One Dollar Digital Agency. – The Startup – Medium
Fazıl Say'ın kaybettiği 2 bin takipçi bize aslında ne anlatıyor?
Şurada bir ayrım var: Bizi takip eden kişiler, ne olursa olsun bizim sevdiğimiz şeyleri paylaştığımız için mi, yoksa onların seveceğini düşündüğümüz ve paylaşmamızı bekledikleri şeyleri paylaştığımız için mi bizi takip ediyor?
Bu soruyu, Fazıl Say'ın aşağıdaki serzenişini okurken tekrar düşünmenizi istiyorum.
“Sosyal medyaya girdiğimiz 2006 yılından bu yana ilk kez takipçi sayımın azaldığını gördüm.
Sebebi; Son 7–8 gün içinde resim sanatının 150 başyapıtını sayfamda paylaşmış olmam. 609 bin kişi 607 bine düştü 3 günde.. Benim için sorun değil.. Ama bu bir felsefi sorundur bu ülkede o ayrı konu…”
Fazıl Say neden 2 bin takipçi kaybetti? – İsmail Postalcıoğlu – Medium Fazıl Say neden 2 bin takipçi kaybetti? – İsmail Postalcıoğlu – Medium
Tebessüm generator: "2019'da her şey daha farklı olacak"
Pazarlama profesyonelleri olarak trendleri anlamaya çalışmak hepimizin yapması gereken. Trendleri herkesten önce anlarsak hızlı adapte olabilir, herkesten önce yeni yollar keşfedebiliriz.
Diğerlerinin önüne geçme arzusu trend avcılığını da beraberinde getiriyor doğal olarak ama bana kalırsa trendleri anlamak geleceği görme değil, bugünü anlama becerisi. Henüz çok az kişinin kullandığı ama çok seksi görünen bir yeniliğe kimse yatırım yapmaz. Öte yandan çoğunluğun kullandığı bir araç da artık trend değil, standarttır. Yatırım çoktan yapılmıştır, yapılıyordur.
Dolayısıyla bu ikisi arasında kalan, yani yeni yeni yükselişe geçen ve herkes değil ama birçok kişi tarafından hızla keşfedilen araçlar/platformlar “trend” olarak tanımlanabilir.
İçerik Bulutu‘nun hazırladığı bu tip dosyalar, alanında uzman kişilerin gözünden bugünü, yani trendleri anlamayı kolaylaştırdığı için değerli.
Twitter'da “Dışarıdan birisi gelip 'Türkiye'de dijitalde ve pazarlamada kimler konusuna hakim, kimlerden fikir alalım?’ dese -birkaç eksikle birlikte- bu listeyi gösterirsin.” diye paylaştım bu değerli dosyayı.
Umarım sadece geleceği değil, bugünü anlama anlamında da fikir verebilir.
2019'da Dijital Pazarlama Dünyası Neleri Konuşacak? - İçerik ve İçerik Pazarlaması Blogu 2019'da Dijital Pazarlama Dünyası Neleri Konuşacak? - İçerik ve İçerik Pazarlaması Blogu
***
Geçtiğimiz hafta iki konuda fikrinizi rica etmiştim. Vakit ayırıp verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederim, çok mutlu ettiniz beni.
2019 yılı için kendime daha çok kitap okuma hedefi koydum ve benimle benzer hedefi koymayı düşünenleri de -kendimle birlikte- motive etmek adına aranızdan bir kişiye kitap hediye etmek istiyorum.
Kısa kısa yorumlarınızı beklediğim basit bir sorum var: 2019'da Türkiye'de pazarlama ve girişimcilik konularında çok konuşacağımızı -ve kullanacağımızı- düşündüğünüz trendler neler olacak, neden?
İçerik Bulutu'nun dosyasından kopya çekmek serbest ama en azından benim görüşlerimden farklı cevaplar olsun lütfen :)
Türkiye saatiyle Salı sabahına kadar bu emaile yanıt verenlerden tespitlerine en çok katıldığım bir kişiye Nike'ın kurucusu Phil Knight'ın Ayakkabı Gurusu kitabını hediye edeceğim ve bir de bu sıkı cevabı önümüzdeki haftanın bülteninde yayınlayacağım.
Bu hafta, sizden daha çok kitap okuyan kişilerle vakit geçirdiğiniz bir hafta olsun.
İyi haftalar, sevgiler,
B.
Did you enjoy this issue?
If you don't want these updates anymore, please unsubscribe here
If you were forwarded this newsletter and you like it, you can subscribe here
Powered by Revue