Profile bak

Masalsı, Coşkun Tatlar

Revue
 
 

3 Kadın 1 Dünya

18 Temmuz · Konu #92 · Tarayıcıda görüntüle

Biz, lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık yaratmak istediğimiz konuları ve ruh doyuran önerilerimizi her Pazar dünyanın 3 köşesinden paylaşıyoruz. 📍İstanbul, Londra, Paris.
www.3kadin1dunya.com


Ruh Doyuranlar
Masalsı, Coşkun Tatlar
Aşık oldum ben Halide Edib Adıvar'ın Sinekli Bakkal'ına. Hem karantinanın hem de sürekli deneme tipinde kitaplar okumanın getirdiği sıkıntıyla geçen sene “en güzel Türk romanları"nı araştırıp, alıp, stoklamıştım. Özellikle hep adını duyduğum ama hiç okumadığım yazarlara öncelik vermiştim. Yeni taşındığım için bir kütüphanemin bile olmadığı evimde, yerde, sıra sıra dizilip bekleyen kitaplardan ilk muradına eren oldu Sinekli Bakkal. 
Anneme söyledim; "aa ben lisedeyken okumuştum” dedi. Ay ben bunca zaman nasıl kaçırdım deyip durdum, kitabı okumaya başlayınca da bitirmek istemedim. 5-6 sezonluk bir dizi izliyormuşum gibi, romandaki tüm karakterler hayata geldi birer birer. Sinekli Bakkal sokağında gezintilere çıktım, Rabia, Tevfik, Rakım, Peregrini, Dede ve diğer tüm karakterler bendenmiş, bendeymiş gibi bir hissiyat yaşadım sık sık. 
Seçmek zor ama neden başka roman değil de bu romanı okuyayım derseniz, şu beş sebebi sıralarım sanırım:
1. On dokuzuncu yüzyılın sonlarını, Kızıl Sultan lakabıyla anılan 2. Abdülhamid dönemini, çok çarpıcı bir şekilde hissettiriyor kitap. Saltanata duyulan saygının, sultanın gücünün azaldığı, başkaldırının ve karmaşanın arttığı bu dönemin dokusunu, sultanın en değer verdiği paşalardan birinin hayatını çizerek aktarıyor okurlarına Halide Edib. Öyle ki, kitabı okurken, keşke lise üçte ve dörtteki tarih derslerimiz esnasında bu kitabı okusaymışız, olayları kuru kuru ezberlemek yerine hissederek anlarmışız, tarih yine en güzel edebiyattan öğreniliyor diye hayıflandım. 
2. Sinekli Bakkal, Bebek Koyu'nun uzak bir tatil beldesi olduğu, Boğaziçi'nde yüzmeye ve sandala binmeye gidildiği, korulara henüz el değmediği, çiçeklerle, ağaçlarla, kuyularla, kuytularla çevrili, yeşilli mavili, tatlı, sımsıcak bir İstanbul'u anlatıyor. O İstanbulluların çehreleri, o sokakların sesleri, o bahçelerin kokuları… Zaman makinesi gibi.
3. Halide Edib'in ana karakteri, anne babasının evliliğinden doğumuna, sonra da gençliğinden kendi evliliğine kadar izlediğimiz Rabia. Rabia hem bir Anadolu kadını, hem de bir İstanbul kadını. Güçlü mü güçlü, yetenekli mi yetenekli, zeki mi zeki. Kendi ayakları üzerinde durmanın, sevdiklerine kendini adamanın, korkularının üzerine gitmenin tanımı adeta. Adıvar'ın çizdiği her karakter birbirinden güzel, birbirinden özel. Her biri sonsuz bir dünya. Ama sırf Rabia için bile bu kitap okunmalı bence. 
4. Halide Edib Adıvar bu romanı ilk olarak İngilizce olarak kaleme alıp, 1935 yılında İngiltere'de yayınlıyor. Bir yıl sonra ise kitap Türkçe'ye çevrilip basılıyor. O zamanın Türkçe'si haliyle birçok eski Türkçe sözcük içeriyor. Seneler içerisinde modernleşerek ve “sadeleşerek” basılan metin özgünlüğünü yitiriyor. Can Miras Yayınları ise kitabın özgünlüğüne geri dönmek amacıyla, eski Türkçe kelimelerin sözlük anlamlarını vererek ve hatta İngilizce ilk baskıyı de göz önünde bulundurarak yayınlıyor kitabı. Bence yüz yıl öncesinin metinlerini okumak, ancak yüz yıl öncesinin dokusu ve diliyle oluyor. Üstelik ne şahane kelimeler var o zamanlar. Üç beş tanesini bile hatırlamak çok hoş oluyor. :)
5. Kitabın son sözünde Selim İleri şöyle yazmış: “İlk okuyuşumda, Sinekli Bakkal'ı bir masal roman gibi okumuş olmalıyım. Öylesi coşkun tatlar anımsıyorum. … Doğu-Batı sorunu, Halide Edib'in yazarlık yaşamını baştan sona "işgal” etmiştir. … Burada Doğu ve Batı kültürleri birbirini bütünler. İkisinden birinin yadsınışı ya da eksikliği, Sinekli Bakkal'ı sarıp sarmalayan masal mutluluğunu adeta hemen sona erdirecektir. … Doğu ve Batı çatışması, Sinekli Bakkal'da, sanat ve kültür aracılığıyla yatışır, dinginliğe kavuşur. Yaşamın ütopyasında da öyle değil mi, öyle olmayacak mı?“ Gittikçe polarize olduğumuz, gittikçe seçmek zorunda olduğumuz modern zamanlarda, seçmemenin, hem Batı'yı hem Doğu'yu sevmenin, kültürleri, dilleri, dinleri, sanatla, müzikle, yemekle, içmekle, düşünmekle, dinlemekle bir araya getirip harmanlamanın özgürlüğünü tattırdı bana Sinekli Bakkal. Nasıl bir ferahlıktı anlatamam! O coşkun tatlar sanırım damağımdan hiç silinmeyecek, ve "hepsini” seçmek istediğim anlarda, ben yine bu tatlı romanın sayfalarını çevireceğim.
Bir yandan Mevlana'dan ve Anadolu türkülerinden, bir yandan Hamlet ve Dante'den alıntı yapan, zihninin zenginliğine, kalbinin bilgeliğine aşık olduğum Halide Edib'i iyi ki tanımışım. Okumaya devam edeceğim. ~z
Halide Edib Adıvar (1882-1964) Üsküdar Amerikan Kız Kolej’li. Kadın hakları yazıları yüzünden 31 Mart Ayaklanması sırasında Mısır’a kaçıyor. 1920’de Kurtuluş Savaşı’na katılıp onbaşı ve üstçavuş oluyor. Hayatının son yıllarında profesörlük ve milletvekilliği yapıyor.
Halide Edib Adıvar (1882-1964) Üsküdar Amerikan Kız Kolej’li. Kadın hakları yazıları yüzünden 31 Mart Ayaklanması sırasında Mısır’a kaçıyor. 1920’de Kurtuluş Savaşı’na katılıp onbaşı ve üstçavuş oluyor. Hayatının son yıllarında profesörlük ve milletvekilliği yapıyor.
Minik Hediyeler 🎁
Çocuklar nasıl diye soran eşine en orijinal cevapları veren adam
Fahri doktora ünvanı alan Merkel’in en zorlandığı kısım
Silah teröründe saçmalığın son noktası
Sandra Bullock sevenlere, eski bir film
En iyi filmler haritası
-
Bu haftalık bizden bu kadar.
Tüm yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bize yazabilirsiniz. Sizlerden gelenleri okumak bizi çok mutlu ediyor. ❤️
Sevgiler
Ece, Nazlı, Zeynep
🔎 Geçen haftaki bültenimizi kaçırdıysanız: Bir Erişilebilirlik Hayali: Engin Yılmaz
🔗 Instagram & Twitter
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi