Profile bak

Haftalık muhabbetler - Sayı #11

Revue
 
Yeni bültenimizle bu hafta da sizlerleyiz! 🙋 Bir de artık instagram‘dayız. 🌎 Oradan da bizi takip edi
 

3 Kadın 1 Dünya

22 Aralık · Konu #11 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, taa lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık ve değişim yaratmak istediğimiz konuları ve tabii bir de ruhumuzu doyuran kültür, sanat ve edebiyat önerilerimizi her hafta Pazar öğleden sonra sizinle paylaşıyoruz. Televizyon şovlarından bilimsel araştırmalara, ağlatan hikayelerden toplumsal kritiklere, ilham veren figürlerden öz keşiflere, hayatın her köşesi, dünyanın ise 3 köşesinden. 📍İstanbul, Londra, Paris.

Yeni bültenimizle bu hafta da sizlerleyiz! 🙋
Bir de artık instagram‘dayız. 🌎 Oradan da bizi takip edip kolaylıkla çevrenizle paylaşabilirsiniz.
Şimdiden iyi okumalar

Kafamda Deli Sorular
Kimlik Bölünmesi
Genelde yaratıcı zeka ile delilik arasında ince bir çizgi olduğu söylenir. Hatta geçtiğimiz sene yayınlanan bir araştırma çok yaratıcı olan insanlarda ortalama bir insana göre şizofren, bipolar bozukluk ve depresyon riskinin daha yüksek olduğunu bulmuş (Çok yaratıcı insanlar derken gerçekten çok! Hani “Bizim oğlan çok yaratıcı, çok zeki” şeklinde değil, gerçekten çok yaratıcı insanlardan bahsediyoruz. O yüzden içiniz rahat olsun, büyük ihtimalle biz böyle bir risk taşımıyoruz😂). Tabii bunları okuyunca ilk aklıma gelen kişi ünlü tablolarına ek olarak kendi kulağını kesmesi ile bilinen Van Gogh oldu. Yine bu konuya nereden geldik derseniz, size yakın zamanda tanıdığım (ve hala hayatta olan) en ilginç ressamdan bahsetmek istiyorum. Adı Kim Noble. Yani en azından doğum sertifikasında öyle geçiyormuş. Ama kendine soracak olursanız adının Abi, Patricia, Judy, Ken, Ria veya başka bir şey olduğunu söyleyebilir. Çünkü kendisi bir bedende 10’dan fazla kimlikle birlikte yaşıyor. 🤷‍♀️
Geçmişe dair fazla bir şey hatırlamasa da uzun süreli terapi sonucunda Kim’in çok küçük yaşlarda (1-3 yaşları arasında) uzun süreli şiddet ve istismara maruz kaldığı anlaşılmış. Katlanılamayacak derecede travmatize olan zihninin kendini korumak için birçok parçaya bölündüğü ve bunun sonucunda da bir sürü farklı kişiliğin ortaya çıktığı düşünülüyor. Doktorlar da çoklu kişilik hastalığının (İngilizcesi ‘dissociative identity disorder’) çoğunlukla büyük bir travma yaşayan kişilerde gözlendiğini söylüyor. Kim’in yeni kişiliklerinin çoğu travmaya yol açan olayı hatırlamıyor. Böylelikle de günlük hayat(lar)ına normal bir şekilde devam edebiliyor.
Kimliklerin her biri yaş ve cinsiyet olarak birbirinden farklı. Kimi genç kimi yaşlı, kimi kadın kimi erkek… Her birinin kendine özgü bir karakteri, hatta kendine ait bir e-mail adresi bile varmış. Bir gün içinde birden fazla kez bir kimlikten diğerine geçiş yapabiliyor. Fakat bu geçişler arasında hafıza sürekliliğini kaybediyor. Mesela sabah “Abi” kimliğindeyken öğlen “Patricia” kimliğine geçerse, Patricia sabah ne olduğunu hatırlamıyor. O nedenle Kim genellikle kendini garip durumlar içinde buluyor. Mesela kimliklerden daha genç olan Judy’nin bulimia hastalığı yüzünden Ria kendini bir anda hastanede bulabiliyor. Veya Abi’nin eve sipariş ettiği pizza kapıya geldiğinde Patricia çoktan yemek yemiş olabiliyor.
Kim’in hikayesinin garipliği burada da bitmiyor, çünkü kişiliklerinden çoğu aynı zamanda ressam.🧑🏻‍🎨 Her birinin kendine özgü bir tarzı var. Daha da ilginci bu tarzlar birbirinden bir o kadar da farklı. Her kimliğinin yaptığı eserleri kendi websitesinde bulabilirsiniz. İlk sergisini açmak istediğinde, ne yazık ki bu sanatsal çeşitlilik karşısına bir bariyer oluşturmuş. Çoğu küratör tutarlı bir sanatçı kişiliği/tarzı olmadığı için onunla çalışmak istememiş. Bugün ise kendisi tam 13 sanatçı kişiliğiyle 100’den fazla sergi açmış bir ressam!!! 
Zamanınız olursa mutlaka Kim Noble’ı anlatan bu videoyu izlemenizi öneririm. Eğer psikolojiye biraz ilginiz varsa baştan sona ağzınız açık bir şekilde izleyeceğinizden hiç şüphem yok! ~ n
The Artist with Multiple Personalities
Daha İyi Bir Dünya İçin
Şiddetin Sosyal Medya Hali
Şiddet ne yazık ki birçok formuyla hayatımızda olan bir kavram. Fiziksel şiddet en kötüsü tabii ki, ama sözlü, yazılı ve düşüncesel şiddetin de ne kadar zedeleyici olabileceğini hepimiz hayatımızın bir noktasında keşfetmişizdir. Akbank Sanat’taki “Düzenli Delilik” sergisinde karşılaştığım Yeşim Uzunöz’ün “Mesaj İstekleri” çalışması da şiddetin sosyal medyadaki boyutuna dikkat çekmeye çalışıyor. Bildiğiniz üzere, Facebook’ta tanımadığınız birinden mesaj geldiğinde, bu mesaj, mesaj istekleri kısmına akıyor. Bu noktada sanatçı, kadınlara gönderilen bu gerçek (!) mesaj isteklerini kategorize ederek, sanal tacizin çeşitli türlerini 3 farklı defterle bizlere göstermiş. Sarı defterdeki mesajlarda, daha lakayt bir dil var, sanki karşısındaki kadını tanıyormuşcasına. Pembe defterdeki ton, daha ciddi bir birlikteliğe yönelik, neredeyse bir anda Facebook üzerinden evlenecek kadar iddialı! Kırmızı defter ise, ağza alınmayacak çirkinlikte ifadeler ve tatsız seks içerikleri barındırıyor. Defterlere göz atarken, bu hadsizlikten ve bu çirkinlikten bir kez daha tiksindim. Kimi zaman sokakta bile rahat yürüyemeyen kadınların, sanal dünyada da tacize uğraması ne yazık ki oldukça beklenesi, ama biri size o mesajları defter halinde sununca iyice deliriyorsunuz. Kadına yönelik tacizin, belki de hafif bir formu olan bu mesajları düşününce, bir yandan da o mesajları yazan erkeğin nasıl sağlıksız bir ruh hali içerisinde olduğunu hatırlatıyorum kendime. Gelişememiş, temel ihtiyaçlarını besleyememiş bireyler büyük ihtimalle. Kim bilir belki de, onlar da çocukluğunda tacize uğramış ya da şahit olmuştur. Düşündükçe daha dipsiz bir kuyu haline gelen şiddet, bence cinsiyetler üstü bir kavram ve biraz olsun çözülmesi için hepimizin her an, her gün, her formuyla mücadele etmesi şart. ~e
Sergi 11 Ocak 2020’ye kadar devam ediyor ve ücretsiz.
Sergi 11 Ocak 2020’ye kadar devam ediyor ve ücretsiz.
Ruh Doyuranlar
Bizim Milletin Çay Kahve Sevdası 
İlham veren müzeler sohbetimizin ardından bu hafta eşimin kız kardeşini İstanbul'da gezdirirken İstanbul'daki müzelerin son 10 yılda çok yavaş da olsa gelişmiş olduğunu fark ettim. Eskiden Topkapı ve Dolmabahçe 2 saatte gezilip çıkılan yerlerdi. Fakat iki müze de epeyce genişletilmiş; İngilizce ve Türkçe açıklamalarla oldukça donatılmış. Topkapı'da yıllardır restore edilen mutfak bölümü açılmış, Dolmabahçe'de daha önce açık olmayan Muadiye (Bayramlaşma) salonu tüm ihtişamıyla ortaya çıkarılmış. Üstelik Dolmabahçe'de sesli kılavuzlar ücretsiz. Böyle olunca dinleye okuya 6 saatte gezdik her iki müzeyi de. 
Ve bir dolu yeni şey öğrendik. 😊 Örneğin çay ve kahvenin bizim için çok eski bir tiryakilik olduğunu. Anayurdu Güney Etiyopya olan ve dünyaya Yemen'den yayılan kahve İstanbul'a 1554 yılında gelmiş. Toplumun her kesimi tarafından kısa sürede benimsenen kahveyi öğütmek, pişirmek ve sunmak için birçok araç icat edilmiş. Kendimize özgü öğütme, pişirme ve sunma tekniklerimiz dünyaya “Türk kahvesi” olarak tanıtılmış. 
Çayın yaygınlaşması ise Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) dönemi. Çayın gıda, şifa ve ticari özelliklerine önem veren sultan, çayın Osmanlı topraklarında ekilmesini istemiş. Ziraat müfettişleri çay ekimine uygun bölgeleri tespit edip, Japonya'dan alınan çay fidanlarını Bursa ve Trabzon'da ekmeye başlamış. Osmanlı'da giderek yaygınlaşan çay kültürü çay tarımını arttırmış. Üstelik Osmanlı saraylarında ayni İngiltere'de olduğu gibi kekli kurabiyeli çay saatleri geleneği varmış. Tabii bizim gibi sade ince bellilerde değil. Elmaslı yakutlu pırlantalı özel yapım bardaklarda. ~ z

Çoklu kişilik hastalığını duymuş muydunuz ve Kim Noble hakkında ne düşündünüz?
Sizin maruz kaldığınız ya da duyduğunuz sanal taciz örnekleri var mı?
Kendinizi çay / kahve tiryakisi olarak tanımlar mısınız? Sizin de kendinize has çay/kahve ritüelleriniz var mı?

Düşüncelerinizi duymayı çok isteriz! Yorumlarınızı bize iletmeyi ve bu bülteni arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.🤗
Çok sevgiler,
Ece, Nazlı, Zeynep

Podcastlerimizi dinlemek için: 3kadin1dunya
Instagram: 3kadin1dunya
Twitter: 3kadin1dunya
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi