Profile bak

Haftalık Muhabbetler - Nesin Köyleri, Ayrımcılığa Karşı Aksiyon ve Mithat Amca

Revue
 
Herkese merhaba, Bu hafta bültenimizde, yine sizleri düşünmeye yöneltecek değişik konularla ve öneri
 

3 Kadın 1 Dünya

7 Haziran · Konu #34 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık yaratmak istediğimiz konuları ve ruh doyuran önerilerimizi her Pazar dünyanın 3 köşesinden paylaşıyoruz. 📍İstanbul, Londra, Paris. www.3kadin1dunya.com

Herkese merhaba,
Bu hafta bültenimizde, yine sizleri düşünmeye yöneltecek değişik konularla ve önerilerle karşınızdayız.
🎧 Podcast'imizde ise, üçümüzün de çok sevdiği liderlik konusunu ele aldık. İyi bir liderin özellikleri nelerdir? İyi bir lider kriz anlarında nasıl davranmalıdır? Son zamanda etrafımızda gördüğümüz iyi ve kötü liderlik örnekleri neler? Biz sohbet sırasında bolca gülmeli vakit geçirdik, umarız siz de zevk alırsınız.
İyi okumalar ve dinlemeler ❤️

Daha İyi Bir Dünya İçin
Orda Bir Köy Var Uzakta…
Bir dağın tepesinde üç köy yan yana: Matematik Köyü, Felsefe Köyü ve Sanat Köyü. İçerisinde açık hava derslikler, devasa bir kütüphane, heykeller, amfitiyatro, ve vadiye bakan inanılmaz bir manzara. Hani yurt dışında görseniz hayran olup hemen herkese anlatmak isteyeceğiniz türden bir yer. Ama burası Türkiye’de! Belki de bu yüzden hak ettiği üne henüz kavuşamamış.
Geçen yaz doktoradan bir sınıf arkadaşımın düğünü vesilesiyle ilk defa yolum İzmir’in Şirince köyüne düştü. Burada minik bir parantez açayım. Düğün sahibi olan arkadaşım da, eşi de yabancı ve düğünlerini Türkiye’de yapma kararı aldılar. Bana ilk bu haberi verdiğinde açıkçası hem çok mutlu oldum hem de içten içe küçük bir gururlanma yaşadım. Birkaç yer tavsiyesi için konuşmalarımızın ardından bana düğün yeri olarak Şirince’yi seçtiklerini söylediğinde ise şaşkınlığımı gizlemem epey zor oldu. Daha önce Şirince’ye hiç gitmemiştim, üstüne üstlük hakkında bildiğim tek şey de 2012’de basında çıkan “Maya takvimine göre kopması beklenen kıyametten Şirince etkilenmeyecek” haberleri idi (Şirince hakkında daha önce hiçbir şey bilmiyor olmam da benim ayıbım olsun).
Velhasıl bu şekilde yolum doğasına hayran kaldığım Şirince’ye, ordan da hemen yanındaki Nesin Matematik Köyü’ne düştü. Aziz Nesin’in vasiyeti üzerine 2007 yılında oğlu Profesör Ali Nesin tarafından kurulan Matematik Köyü aynı zamanda dünyanın ilk matematik köyü. İlkokuldan lise ve üniversiteye kadar her seviyede öğrenciye yoğunlukla yaz aylarında matematik eğitimi veren bir kurum. Ama bildiğimiz müfredat matematiği değil! Amaçları öğrencileri üniversite giriş sınavlarına hazırlamak hiç değil! Yurt içinden veya yurt dışından gelen gönüllü akademisyenler tarafından öğretilen profesyonel matematikçilerin anladığı anlamda bir matematik. Amaçları da gençlere soyut düşünmeyi öğretmek ve onları matematiksel araştırmaya heveslendirmek. Kısacası öğrenmek için öğrenmek isteyenler ile öğretmek için öğretmek isteyenleri bir araya getiren idealist bir ütopya. Sınıf içi eğitimlerin yanı sıra öğrencilerin birbirine yardım ettiği, bilenin bilmeyene anlattığı, köydeki tüm işlerin imece usulüyle yapıldığı huzur dolu bir ortam.
Fakat bu hafta okuduğum bir haberde bu kadar hayran kaldığım bir kurumun hak ettiği ilgiyi görmediğini duymak beni açıkçası üzdü. Habere göre Koronavirüs nedeniyle internetten eğitime çevirdikleri yaz okulu derslerine toplam başvuru sayısı yalnızca 14 olmuş. Bu yazıyı yazmamın nedeni de daha çok kişinin Türkiye’de böyle bir yerin varlığından haberdar olmasını istemem. Eğer ortaokul veya lise çağında bir çocuğunuz var ise Nesin Köylerinin yaz okullarına bir bakmanızı tavsiye ederim. Sadece Matematik Köyü’nün değil, Sanat ve Felsefe köylerinin de etkinlik programları bir o kadar zengin ve merak uyandırıcı.
Eğer Nesin Köylerine katkıda bulunmak isterseniz bu sayfadan bağış yapabilirsiniz. Bugüne kadarki bağışçılarını ve bağışlarla ne yaptıklarını da bu sayfada okuyabilirsiniz. ~n
Nesin Köyleri
Nesin Köyleri
Ayrımcı ve Manipülatif Sistemler Karşısında Güçlü Hissetmenin 5 Yolu  
Bitmek bilmeyen ırkçı şiddete, George Floyd ve Breanna Taylor gibi trajik hikayeler eklenmeye devam ederken (bu hikayeleri henüz bilmiyorsanız lütfen okuyun) bana ve topluma iyi geldiği için yaptığım, sizi de yapmaya davet etmek istediğim 5 şey var:
1. Yas tutmak. Irkçılığın, ayrımcılığın acısını kalbimde gerçekten hissetmek. Görüp geçmek yerine, durmak, ve o acıya yer açmak. Bizi aksiyona geçirecek tek şey bu üzüntüyle gerçekten yüzleşmemiz. Haklı olarak bir yerden sonra etrafta olup bitenlere dayanamayıp kalbimizi, gözümüzü kapatıyor olabiliriz. Kurulan bu ayrımcı sistemleri değiştirmek için, kendimizi yormadan, ufak ufak da olsa bu yası tutmaya devam etmemiz gerekiyor uzun vadede.
2. Kendimi eğitmek. Örneğin bugün gaslighting terimini biraz araştırdım. Gaslighting, özünde manipülasyon ve şiddet olarak özetleyebileceğimiz, haklı olan, sömürülen kişiyi, kendinden şüphe edecek hale getirme hareketi. Bunun örneklerini, huzurlu bir şekilde protesto ederken bir anda kendimizi şiddet içinde bulduğumuz, haklı protestolarımızın itibarsızlaştırıldığı Gezi günlerinde yaşamıştık. En yakın örneğini de Amerika’daki “Ama siyahlar şiddetsiz protesto yapamıyor, mağazaları yağmalıyorlar!” demeçlerinde yaşadık. Hakkını arayan ve sömürülen bir siyah kadının bu durumu çok güçlü bir şekilde özetleyişini mutlaka izleyin - yağmalamalar hakkındaki fikriniz değişecektir. Kendi içinizdeki önyargıları fark etmeye başlamak için de şu 2 sosyal medya hesabını takip etmek kadar bile olsa minik bir aksiyon olabilirsiniz: @thegreatunlearn ve @rachel.cargle. Eğer daha derine inmek isterseniz, şu kitapları çok tavsiye ederim: Why I’m No Longer Talking To White People About Race ve White Fragility.
3. Aksiyona geçmek. Bana “küçük” görünse de, birçok kişi toplanıp aldığında etkisi ve anlamı olan aksiyonları almak. Örneğin bu hafta ırkçılığı sonlandırmak için çalışan organizasyonlara bağışta bulundum. Çalıştığım organizasyonlardaki liderlere ayrımcılığı sonlandırmak için aksiyon almak istediğimi dile getirdim, çalışma grupları kurulmasına ön ayak oldum.
4. Sanata dönmek. Acıyan yerlerimizi iyileştirmenin en etkili ve güzel yolu sanat. Bu hafta siyah müzisyen Nina Simone’un bu sözü beni çok etkiledi: “Benim için önemli olan… ve hep yapmaya çalıştığım, o kadar kendim gibi olmak ki, beni dinleyenler, benimle tanışanlar, kendileriyle yüzleşsin. Benim içeride ve dışarıda kim olduğumla yüzleşsin, en dürüst halimle. Ve böylece kendilerini fark etmek zorunda kalsınlar, hem de hemen.” Bugün hissettiğim hüzne, dünyadaki ırkçılığa, ayrımcılığa, baskıya bir soundtrack olarak kabul edebileceğimiz, bu güzel Nina Simone şarkısı I Wish I Knew How It Feels To Be Free ile eşlik ediyorum. Şarkının sözleri de burada.
5. Umudumu güçlendirmek. Sosyal medyada bu hafta bir fırtına gibi esen #erkekyerinibilsin akımını takip etmişsinizdir. Normalde kadınlar için söylenen söylemlerin erkekler için söylenmesi inanılmaz bir etki yarattı. Unutmamak lazım ki, biz insanlar, başkalarına acı çektirme kapasitemiz olduğu kadar, yaraları sarma, mizah yapma ve yarattığımız sistemleri değiştirme kapasitesine de sahibiz. Sistemleri biz yaratıyoruz. Ve onları yeniden yaratabiliriz. 
Umarım bizler de, yasımızı tuttuğumuz, kendimizi eğittiğimiz, aksiyona geçtiğimiz, sanatı desteklediğimiz ve umudumuzu güçlendirdiğimiz nice günlerde buluşuruz.  ~z
Nina Simone - I Wish I Knew How It Would Feel to Be Free
Ruh Doyuranlar
Bir Ömürlük Tutku: Mithat Amca
Son zamanlarda sıkça duyduğumuz “şeyler” biriktirmek yerine “deneyimler” biriktirin öğretisinin belki de tam tersi bir alışkanlık koleksiyonerlik. Kimi zaman sadece o koleksiyon sahibinin anlayabileceği derin bir tutku bu. Koleksiyonunuza eklemek istediğiniz parçayı alana kadar zaman ve para olarak da sizi etkileyebilecek bir hobi. Örneğin ben gittiğim şehirlerden anahtarlık koleksiyonu yapıyorum. Anahtarlık, magnet ya da shot bardağına kıyasla nedense daha az popüler gibi, o nedenle o şehri anlatan bir anahtarlık bulacağım diye kaç dükkan gezip, içime sinen bir anahtarlığa kaç EUR’lar bayıldığımı bilirim.
Türk sinemasının önemli yeteneklerinden (Yapımcı, görüntü yönetmeni, senarist ve yönetmen, daha başka ne eklenebilir bilmiyorum.) Pelin Esmer’in kendi öz amcası Mithat Esmer’in bir ömür süren koleksiyonerlik tutkusunu aktardığı Koleksiyoncu belgeseli ve kurgusal filmi 11’e 10 Kala ise eminim ki, koleksiyonerliğe bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak. Rahmetli Mithat Amca (gördüğünüz üzere filmlerin bendeki etkisi yüksek sempati oldu) ömürlük tutkusuna, daha 4-5 yaşlarındayken annesinin salça yaparken ayırdığı domateslerin en güzellerini bir köşeye saklayarak başlamış. Sonunda evini koleksiyonlarıyla o derece doldurmuş ki, adım atacak yer kalmamış. En büyük korkusu, evin su alması ya da camın kırılması imiş mesela. Baktığınızda evin su alması gibi gündelik bir problem, onun 50 yıldır biriktirdiği gazeteleri ziyan edeceği için Mithat Amca’nın gözünde bir felaket.
Bir nevi devam yapımı olan 11’e 10 Kala’da Mithat Amca’ya eşlik eden, kapıcı rolündeki Nejat İşler üzerinden de köyden kente göç, çarıklı erkan-ı harp/ köylü kurnazlığı (böyle demekten ne yazık ki hoşlanmasam da, durum bu), İstanbul’da yaşayıp denizi bile hiç görmeyen binlerce insanı düşünmeden edemiyorsunuz. Film sizde kimi zaman buruk, kimi zaman tatlı hisler bırakıveriyor, o nedenle uygun bir vaktiniz için zevkle öneririm. ~e
Pelin Esmer - 11'e 10 Kala
Pelin Esmer - 11'e 10 Kala
Sizden Öğrendiklerimiz
Geçtiğimiz hafta Nazlı’nın kaleme aldığı “Hızlı Üretimi Körükleyen Canavar: Hızlı Üretim” yazısına, çok sevgili bir okuyucumuzdan güzel bir yorum aldık. Kendisi konuya dair planlı eskitme stratejisi, 1901’den beri yanan ampul ve ampul üretimini kontrol almak için kurulan dünyanın ilk küresel karteli Phoebus gibi yepyeni detaylar ekledi. Bilginin paylaştıkça çoğaldığına inandığımız için hemen sizlere yazalım dedik, kendisine de çok teşekkür ederiz. 
1901'den Beri Yanan Ampul
Bu haftalık bizden bu kadar.
Nesin Köylerini ziyaret etme şansınız olmuş muydu? Ayrımcı ve manipülatif sistemler karşısında sizler nasıl hissediyorsunuz, siz nasıl başa çıkıyorsunuz? Sizin de koleksiyon tutkunuz var mı, varsa ne?
Lütfen yorumlarınızı, eleştirilerinizi ve önerilerinizi bize yazın. Sizlerden gelenleri okumak bizi çok mutlu ediyor. ❤️
Ve eğer bu haftaki bülteni okumaktan keyif aldıysanız bu linki kopyalayıp bizi arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz, böylelikle beraber büyürüz: https://www.getrevue.co/profile/3kadin1dunya
Yazılarınızla ya da keyifli sohbetinizle bültene
/ podcastlerimize konuk olmak isterseniz, kapımızın açık olduğunu hatırlatırız!
Bültenimizi en etkili öğrenme yöntemini bulan ve bizi kıskandıran bu öğrenci 😄 ile sonlandırıyoruz.
Çok sevgiler, sağlıklı ve mutlu pazarlar,
Ece, Nazlı, Zeynep

🎤Bir önceki podcast bölümümüz: S2B8: Eğitim Tamamen Dijitalleşir Mi?
Podcast: 3kadin1dunya
Instagram: 3kadin1dunya
Twitter: 3kadin1dunya
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi