Profile bak

Haftalık Muhabbetler - Koronayı Fırsata Çevirecekler ve Z Kuşağını Anlamak

Revue
 
Herkese merhaba, Bu hafta Koronavirüs kaosunu kimler kısa/orta vadede fırsata çevirecek derken, bir y
 

3 Kadın 1 Dünya

8 Mart · Konu #21 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık yaratmak istediğimiz konuları ve ruh doyuran önerilerimizi her Pazar dünyanın 3 köşesinden paylaşıyoruz. 📍İstanbul, Londra, Paris. www.3kadin1dunya.com

Herkese merhaba,
Bu hafta Koronavirüs kaosunu kimler kısa/orta vadede fırsata çevirecek derken, bir yandan da Z jenerasyonunu anlayabilmeyi masaya yatırdık😃
Umarız bültenimizi keyifle okuyup bizi sevdiklerinizle paylaşırsınız!
Biliyorsunuz Nisan ayında bomba gibi bölümlerden oluşan podcastlerimizle geri döneceğiz!💪 Dinlemediğiniz bölümlerimiz varsa, bu zamanı iyi değerlendirin🎧

Kafamda Deli Sorular
Kimler Krizi Fırsata Çevirecek?
Koronavirüs Türkiye'ye gelmemiş olabilir ama bütün dünyada büyük bir krize neden olduğu tartışılmaz. Büyük konferansların, fuarların ve iş seyahatlerinin iptal edilmesi; bazı ülkelerde okulların, üniversitelerin eğitime ara vermesi; Facebook, HSBC, Sony gibi büyük şirketlerin çalışanlarına evden çalışmalarını söylemesi sadece insanların günlük rutininde değil borsada da hissedilen etkiler yaratmaya başladı. Peki bu koronavirüs krizinde kazanan ve kaybeden şirketler kimler olacak?
Şu anda krizden en kötü etkilenenler cruise gemi şirketleri ve havayolları şirketleri gibi görünüyor. Zira bu sektördeki çoğu şirketin hisse değerleri yaklaşık son 10 yılın en düşük seviyelerinde. Profesör Scott Galloway’e göre defansif oynayarak krizi fırsata çevirmek isterseniz kısa vadede koronavirüs nedeniyle hisseleri ‘indirimli’ olan bu şirketlere yönelebilirsiniz. 
Peki krizden olumlu etkilenen şirketler kimler olacak? Burası daha heyecanlı çünkü biraz daha spekülatif :) Bunun için önce en uç senaryoyu düşünelim: Dünyadaki herkesin bir süreliğine evlerinde karantinada yaşaması gerekse ne olurdu? Aslında bunu hayal etmek pek de zor değil, zira Çin’in bir kısmı bir süredir böyle yaşıyor. 
  • Evde iş/eğitim: Online iletişim araçlarının bu dönemde hem kullanım sıklığı hem de kullanıcı sayısı artış gösterebilir. Zoom, Skype (yani Microsoft) gibi şirketler bu işten karlı çıkabilir. 
  • Evde eğlence: Evde eğlence dendi mi ilk akla gelen televizyon olabilir (Netflix yine yaşadı) ancak koronavirüs krizinin gizli kazananı bilgisayar ve mobil oyunlar olacak gibi. Habere göre dünya çapındaki mobil oyun download sayısı Şubat ayında %39 artış göstermiş. Dışarıdaki eğlencelerde harcanan para azaldıkça mobil oyun içinde harcanan para da artış gösterebilir. 
  • Evde yemek: Yine bir ihtimal eve sipariş servisleri bu işten karlı çıkabilir. Bu hem yemek hem de market alışverişi için geçerli.
  • Evde spor: Spordan vazgeçemeyenler nedeniyle de online egzersiz programlarına olan talep artabilir. Profesör Galloway’in tahminlerinden biri de egzersiz bisikleti satan ve online derslere üyelik modeli ile çalışan Peloton’un koronavirüs nedeniyle hisse değerinin artış göstereceği. 
Tabii bunların hepsi sonuçta bir tahmin. Koronavirüsün dünyada daha büyük bir resesyona neden olup olmayacağı ise kafalarda hala bir soru işareti. ~n
Daha İyi Bir Dünya İçin
Daha Sahici Bir Nesil Bizi Bekliyor
1988 doğumlu bir birey olarak Y kuşağı olarak tanımlanan kesimde yer alıyorum. Doğrudan veya dolaylı yollarla ifade edilen kuşak farklılıkları ise aslında hepimize ait bir gerçeklik. Gündelik yaşamımızda, daha Y jenerasyonunu bile bence tam anlamıyla içselleştiremediğimizi düşünürsek, bir de Z kuşağı bilinmezliği girdi gündemimize. Hele ki, son zamanlarda 2000 ve sonrası doğumlu kuşağa dair (ön)yargıları gördükçe “ya bu konu etiketleyince çözülmeyecek, neden bu şekilde düşündüklerini anlamamız lazım” diye veryansın noktasındaydım.
“Anlamak, sevgilim, o bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı.” Nazım Hikmet
Tam da bu sırada Evrim Kuran’ın “Nasıl Olunur” podcast serisindeki bölümü karşıma çıktı. Bir kuşak araştırmacısı olan Evrim Kuran’ın Nilay Örnek’le olan sohbeti o kadar güzel detaylar içeriyordu ki, dayanamadım ve son çıkardığı “Z Bir Kuşağı Anlamak” kitabını da bir solukta okuyuverdim. 120 sayfalık kitapta kuşakla/eğitimle/ülkemizle/toplumumuzla ilgili o kadar çok bilginin ve yorumun altını çizdim ki, neredeyse her bir maddeye dair saatlerce sohbet edebiliriz. Elimden geldiğince hoşuma giden detayları sizlerle de paylaşmak isterim:
  • Doğduğumuz dönem, makro düzeyde fırsatlarımızı ve dezavantajlarımızı belirlediği için kuşakların tetikleyici unsurlarını bu gözle ele almalıyız. Özetle, bizi ayrıştıran doğum yıllarımız değil, içerisine doğduğumuz konjonktür.  Z kuşağı da; küresel terörün, genç işsizliğinin, yetenek kıtlığının ve bulut teknolojilerinin içine doğmuş durumda.
  • Dünya ve Türkiye nüfusunun neredeyse üçte birini oluşturan Z kuşağı için anlamlı deneyimler ve diyalog/bağ çok önemli. Belki de bu nedenle klişe profillerden etkilenmek yerine “sahici” (authentic) insanlardan ve hikayelerden etkileniyorlar. (Dünün ABD başkan yardımcısı ve bugünün iklim aktivisti Al Gore ya da Greta Thunberg’in süper kahraman olarak atfedilmesi, TikTok’un çılgın popülaritesi, Ezhel ya da Gazapizm fanatikliği işte bu sebeple çok anlaşılabilir) Yani bugün 15 yaşında birini etkilemeniz için, ağzınızın iyi laf yapması değil, dolu ve ilginç laf yapması gerekiyor. Türkçe’ye zırva / boş laf diye çevirebileceğimiz “bullshit” devrinin sonuna geldiysek, ne mutlu bize!
  • Sahici olmak kadar önemli bir değer de, adalet! Benim kuşağım için de, bir hayli önemli olan bu değer, Z kuşağında daha da belirgin bir hal alıyormuş. Z kuşağında adaletsizliğe verilen tepki ise, öfke! Öfke bana göre, dozunda olduğu ve sonrasında kişiyi yapıcı hamlelere ittiği müddetçe, oldukça sağlıklı bir duygu; ama tam tersinin bizleri nasıl bir dünyaya itebileceğini düşünmek bile istemiyorum.
Kitapta, dünyadaki ve Türkiye’deki Z kuşağı bireylerine dair onlarca istatistiki verinin yanı sıra, ebeveynlere, eğiticilere, şirketlere öneriler ve Z kuşağına mektup da yer alıyor. Ama bana kalırsa, tüm düğüm “anlamak” ve “iyi insan olmak”ta çözülebiliyor. (Ha bu arada, anlamak ve empati önemli diye, yıllarca reklamlarında mutluluğu sahiplenen Coca-Cola'nın şimdi de empatiyi sahiplenmesi bence asla “sahici” olmuyor.) ~e
Bu haftalık bizden bu kadar.
Koronavirüs daha ekstrem bir hal alırsa, sizce ne gibi yeni senaryolar yaratabiliriz? Siz Z kuşağını tanıyor musunuz, anlamak için neler yapıyorsunuz?
Geçtiğimiz hafta sizlere Suriye ile ilgili önerebileceğiniz kaynakları sormuştuk, değerli okuyucularımızdan özellikle Eisenhower Doktrini‘ne ve Menderes dönemlerinin günümüze benzerliğine dair öneriler geldi, sizlerle de paylaşmak isteriz. (Bir öneri daha var, o ilerleyen haftaların sürprizi:)
Bültene ya da podcastlere konuk olmak isterseniz, kapımızın açık olduğunu hatırlatırız!

Çok sevgiler, mutlu pazarlar,
Ece, Nazlı, Zeynep

🔎Bir önceki bültenimiz: Korona'sızlık, Suriye, Üretim / Tüketim
Podcast: 3kadin1dunya
Instagram: 3kadin1dunya
Twitter: 3kadin1dunya
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi