Profile bak

Haftalık Muhabbetler - Korona'sızlık, Suriye, Üretim / Tüketim

Revue
 
Herkese merhaba, İçerik olarak daha mutlu konuları ele aldığımız haftalarımız olmuştu, bu hafta haliy
 

3 Kadın 1 Dünya

1 Mart · Konu #20 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık yaratmak istediğimiz konuları ve ruh doyuran önerilerimizi her Pazar dünyanın 3 köşesinden paylaşıyoruz. 📍İstanbul, Londra, Paris. www.3kadin1dunya.com

Herkese merhaba,
İçerik olarak daha mutlu konuları ele aldığımız haftalarımız olmuştu, bu hafta haliyle biz de dünya gündeminden etkilenmiş durumdayız😏
Umarız, konuların biraz tatsızlığına rağmen bültenimizi keyifle okuyup bizi sevdiklerinizle paylaşırsınız!
Son olarak, podcastlerimizi özlediniz mi? 🎧 Biz çalışmalarımıza devam ediyoruz ve Nisan ayında bomba gibi bölümlerden oluşan ikinci sezonumuzla karşınızda olacağız. 💪

Kafamda Deli Sorular
Koronavirüs Türkiye’ye Gelmeyi Tercih mi Etmedi?
Haftalardır dünya ve ülke gündeminin en hassas konularından biri ne yazık ki koronavirüs. Son bir haftadır ise birçok Avrupa ülkesinde ve Türkiye’nin neredeyse tüm komşularında vakalara rastlanıyor. Ne hikmetse Türkiye’de hiç yok. İran, Gürcistan ve Yunanistan’dan gelen olumsuz haberlere inat, bizde bir türlü virüs tespit edilmedi. Virüs vakası İran’da patladığında, çevremdeki herkes “kesin Türkiye’de de var, saklanıyor” şeklinde konuşuyordu. Benim en büyük antitezimse, “bu konu Dünya Sağlık Örgütü nezdinde takip ediliyor, gerçeği kimse saklayamaz, artık bu konu bir dünya meselesi” şeklindeydi. Ama konuyu tartışmaya açtığım her arkadaşım beni “sen galiba İsveç’te yaşıyorsun” diye tiye alıp kahkahayı basıyordu. Gel gelelim, konu komşularımıza da sıçrayınca, sanırım ben de masumiyetimi yitirdim. Peki gerçekten neden en başta inanmıyordum? Twitter’ın, instagram’ın kısıtlanmasına alışmıştım da, neden virüsün saklandığını düşünmek istemiyordum?
Galiba salt ülkenin değil, tüm dünyanın etkilenebileceği bir “sağlık” konusunun, politika ya da ekonomi ile kıyaslandığında daha önemli bir değer olduğunu düşündüğümden gözlerimi açasım gelmiyordu. “Ece, bir şekilde virüs sebebiyle Türkiye’ye uçuşlar iptal edilse, ekonomi ve turizm nasıl etkilenir?” sorusunu insan hayatının önemi ile kıyaslayınca ikincil görüyordum. Böyle bir vaka varsa ve bunu resmi olarak belirtmiyorsak, uluslararası itibarımızın iki paralık olacağından korkuyordum. Ya da “Ece zaten daha çok yaşlılar ölüyor, ölüm nedeni olarak kalp krizi yazıp geçmişlerdir işte” diyen arkadaşlarıma inat, sağlığımızı emanet ettiğimiz sisteme öyle ya da böyle güvenmek istiyordum; cesur bir hekimin “kral çıplak” diyebileceğine inanıyordum.
Umarım koronavirüs, Türkiye’ye gelmeyi gerçekten tercih etmemiştir, çünkü diğer tüm ihtimaller çok can sıkıcı. 😔~e
Suriye
İç karartıcı son olaylarla birlikte yoğun duyguların yaşandığı bir hafta oldu. Üzgünlük, kızgınlık, şaşkınlık, korku… Ne oldu, neden oradayız, neden öldü bu insanlar? Kafalarda binbir soru, kalplerde derin bir yara. Belki kalplerdeki yarayı dindirmez, kafalardaki soruları azaltmaz, ama geçmişi öğrenmek ve bugünü sorgulamak herhalde yapabileceğimiz en önemli şey: ~n
Suriye Nasıl Kuruldu? Osmanlı’dan Bugüne Suriye-Türkiye İlişkileri
Daha İyi Bir Dünya İçin
Üretim/Tüketim Oranı
Televizyon, internet, sosyal medya, podcastler derken içerik tüketimimiz tüm zamanların en yüksek seviyesinde olsa gerek. Bir de buna 2020’ye girdiğimizden beri ardı arkası kesilmeyen kötü olaylar nedeniyle artan anlık haber tüketimimiz eklendi. Kendi adıma konuşmam gerekirse son üç haftadır koronavirüs nedeniyle Twitter’da hiç olmadığım kadar aktifim. O kadar ki olur da bir arkadaşım “Şu haberi okudun mu?” diye sorarsa cevabım net “Evet”. An be an hangi ülkede kaç kişi hapşırdı bilmem gerek sanki! 
Peki bu inanılmaz içerik tüketimimin bana bir faydası oldu mu? Zannetmiyorum. Hani genel anlamda bilgi sahibi olmak önemli ama beynimi kullanmayacağım bir sürü bilgiyle bombardımana tutmanın faydadan daha çok zararı olduğunu hissettim. Bu olumsuz etkiyi de en çok hissettiğim alan yaratıcı konular oldu. Sanki daha fazla gereksiz içerik tükettikçe beynimin üretme kapasitesi azaldı. 
Bir yazıda okumuştum; üretim/tüketim oranımıza dikkat etmemiz gerektiğini ve daha üretken olmak için daha çok bilgi tüketmemiz gerektiğinin bir illüzyon olduğunu. Sanki aksiyona geçmeden ne kadar çok bilgi sahibi olursak sonuç o kadar iyi olur gibi hissediyoruz. İşin aslı ise beynimizi ne kadar gereksiz bilgi (özellikle sosyal medya bilgisi: kim, nerede, ne yapmış??) ile doldurursak üretime o kadar az yer kalıyor. Bazen üretmek için yapabileceğimiz en iyi şey kendimize boş boş duvara bakacağımız zaman dilimleri ayırmak olabilir :) ~n
Suriye ile ilişkilerimizi ne ölçüde biliyorsunuz, bize önerebileceğiniz faydalı kaynaklar var mı? Sizin üretim / tüketim dengeniz nasıl? Sizce virüsten Türkiye de nasibini almış mıdır?

Kapanışı Zaytung‘la yapalım:
Türkiye, Koronavirüs Endişesiyle Bu Yıl Düğünlerin İptal Edilmesinden Yana… Belki Biraz da Çeyrek Altının 550 TL Olmasından… Ama Esas Korona Yani…
Haldun Yiğitler (32, Esnaf): Toplu taşımada, sokakta maskeyle falan kendimizi bir şekilde koruruz ama beni esas endişelendiren bu yaz gitmem gereken en az 4 düğün. Orada mecburen insanlarla tokalaşacağız, halay çekilecek vs. Hadi onları yapmadık, bir köşede takıldık diyelim, takı töreninde yaza doğru nerden baksan 600 TL olacak o çeyrek altını takarken illa ki bir temas olacak. İnanılmaz tehlikeli ya. Allah korusun direkt kaparsın yani koronayı. Sağlık Bakanlığı'nı göreve davet ediyorum. 

Bu arada, belki fark etmişsinizdir, önceki bültenimizde konuk yazar almıştık, siz de podcastimize veya bültenimize konuk olmak isterseniz lütfen bizimle iletişime geçin. 😍

Çok sevgiler, mutlu pazarlar,
Ece, Nazlı, Zeynep

Podcast : 3kadin1dunya
Instagram: 3kadin1dunya
Twitter: 3kadin1dunya

Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi