Profile bak

Haftalık Muhabbetler - Erotizm, Afrotürkler, Yeni Bir Yetenek ve İktisadi Tekerrür

Revue
 
Herkese merhaba! Bu hafta konularımız her daldan ve üstelik bir de konuk yazarımız var! Üzerine derin
 

3 Kadın 1 Dünya

2 Şubat · Konu #17 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, taa lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık ve değişim yaratmak istediğimiz konuları ve tabii bir de ruhumuzu doyuran kültür, sanat ve edebiyat önerilerimizi her hafta Pazar öğleden sonra sizinle paylaşıyoruz. Televizyon şovlarından bilimsel araştırmalara, ağlatan hikayelerden toplumsal kritiklere, ilham veren figürlerden öz keşiflere, hayatın her köşesi, dünyanın ise 3 köşesinden. 📍İstanbul, Londra, Paris.

Herkese merhaba!
Bu hafta konularımız her daldan ve üstelik bir de konuk yazarımız var! Üzerine derinlemesine sohbet ettiğimiz konu ise uzun süreli ilişkilerde erotizm oldu. Sohbetimize podcast‘imizin en son bölümünden ortak olabilirsiniz. 🎧
Keyifli okumalar ve dinlemeler 🙋

Kafamda Deli Sorular
Uzun Süreli İlişkilerde Erotizmi Korumak
Ester Perel’in TED konuşmalarını büyük bir hayranlıkla dinlemiştim. Gerçek çift terapisi seanslarını paylaştığı “Where Should We Begin?” podcast’ini de aynı şekilde dinliyorum. Yaptığı gözlemlerin ne kadar doğru olduğunu ve bu gözlemleri ancak onun gibi 20 senelik deneyimi olan, farklı demografilerle çalışan bir çift terapistinin yapabileceğini düşünüyorum. Bu sebeple, kitaplarını da satın aldım, ve birkaç gün önce de Tutsak Cinsellik kitabını bitirdim. Perel bu muhteşem kitapta ve diğer yayınlarda temel olarak şunları söylüyor:
1. İlk evliliklerin %50’sinin boşanmayla sonuçlandığı, ikinci evliliklerin %65’inin boşanmayla sonuçlandığı, aldatma oranlarının alıp başını gitmiş olduğu (tabii bir de açıklanmayan ve dolayısıyla bilmediğimiz aldatmalar var), birçok kişinin evlenmeden beraber yaşadığı, evlendiği halde farklı şehirlerde yaşadığı, evlenmeden çocuk yaptığı, evlenip çocuk yapmadığı 21. yüzyıl aşk hikayelerinde artık tek bir doğru yok
2. Birini çok sevdiğimizde hissettiğimiz güçlü bir beraber olma, yakın olma, bir olma güdümüz var. Bunun yanı sıra, ilişkiden önce hissettiğimiz ve ilişkiye girdiğimizde de devam eden ayrı olma, birey olma, özgür olma güdümüz var. Bu iki güdü arasındaki çelişkiyi anlamamız ve kabullenmemiz cinsellik açısından çok önemli. Tamamıyla “sahip” olduğumuz birine istek ve heyecan duymamız çok zor. İstek duyabilmemiz için kendimizi ayrıştırabiliyor, karşımızdakini farklı görebiliyor, “sahip” olmadığımızı ve her an o kişiyi kaybedebileceğimizi kabulleniyor olmamız gerekiyor. 
3. Uzun süreli ilişkilerde birçok engelle karşılabiliyoruz. Ataerkil rollerin bilinçaltımıza işlenmesi, beraber yaşamaya başlamak, çocuk sahibi olmak, fazlasıyla bir olmak, ayrı olduğunu unutmak, ilk yıllardaki heyecanın geçmesi, hormonal dengenin değişmesi, derin davranış paternlerinin ortaya çıkması (ki bunlar çocukken anne babalarımız tarafından nasıl sevildiğimizle çok alakalı). Perel, uzun süreli ilişkilerde, erotizm ya da istek azaldığında, “Ne yapalım böyle oldu” diyip havlu atmak yerine, erotizmi geri getirebileceğimizi ve hatta geri getirmemiz gerektiğini söylüyor. Seksin ya da erotizmin spontane bir şekilde kendiliğinden doğması gerektiğine inanan insanların bu inanç içinde sıkışıp kaldığını, erotizmin yaşanabilmesi için gerekli ortamın hazırlanması gerektiğini anlatıyor. 
4. Evlilik eskiden “Mal varlığımı kimin çocuklarına bırakmak istiyorum?” sorusuna cevap verirken, son yüzyılda artık “Kimi seviyorum?” sorusuna yanıt veriyor. Ve biz hayatımızı beraber geçireceğimiz o BİR kişiye çok beklenti yüklüyoruz: en yakın arkadaşımız, sırdaşımız, bizi en tanıyan, bizi en çok destekleyen, bizim en çok sevdiğimiz, en çok tensel çekim duyduğumuz, bize en çok tensel çekim duyan, bütün heyecanları bütün maceraları beraber yaşadığımız, beraber genişlediğimiz büyüdüğümüz BİR insan. Birçok ilişki bu yüksek beklentilerin altında çöküyor ya da sıkışıyor. 
5. Aldatmak ya da aldatılmak her zaman için bir ilişkinin sonu değil. Aslında aldatmanın birçok çeşidi var: duygusal olarak aldatmak, yalnız bırakmak, şiddet… Ve bütün bu ihanetler ilişkilerde birer kırılma noktası ama bu kırılma noktalarında ilişkiler illa bitecek diye bir şey yok. Aksine, çok daha güçlü bir şekilde de devam edebilir. 
6. Ve Perel’in dönüp dönüp sorduğu bir soru var. “Seksin ve cinselliğin senin için anlamı ne?” Sana ne ifade ediyor? Sen sekste sevgi ve aşk mı arıyorsun, yoksa heyecan ve macera mı arıyorsun, ya da yakınlık ve paylaşım mı, ya da seks kendini unutabildiğin, kendinden daha öte bir düzleme geçebildiğin bir yer mi? Seksin anlamının aslında herkeste aynı olmadığı ve bu keşfin bireysel bir şekilde yapılması gerektiğini, bu sorunun aslında birçok şeye yön vereceğini söylüyor Perel. 
Perel bütün bu fikirleri (ve daha fazlasını) kendisine danışmaya gelen insanların çarpıcı hikayeleriyle bütün kitap boyunca örneklendiriyor. Bu kitabı okuyup da kendinizden bir şeyler bulmamanız, anlattıklarından etkilenmemeniz imkansız. Söylediği her şeye katılmasanız bile eminim ki sizi farklı açılardan düşünmeye yöneltecektir. ~z
Uzun Süreli İlişkilerde Arzunun Sırrı | TED | Esther Perel
Afrotürkler Kimdir?
Bu hafta yine tarih derslerinde anlatılmayan, toplum içerisinde pek konuşulmayan, konuşulsa da kullanılan yanlış tabirler ve bilgi eksikliği nedeniyle hep yanlış anlaşılmalara yol açan bir konu ile karşılaştım: Afrotürkler. 
Afrikalılar (Afro Türkler) Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin sayfasında Afrotürkler’i şöyle anlatıyor:
  • Afrika kökenli Türkler ya da Afrotürkler, Osmanlı İmparatorluğu’nda köle ticareti yoluyla Anadolu’ya getirilen Afrikalıların çocukları ve torunlarıdır. 
  • Yazılı kaynaklarda 19. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle Batı Ege’de yabancı yatırımların artmasıyla birlikte tütün ve pamuk tarımında çalıştırılmak üzere Afrika’dan çok sayıda köle getirildiği belirtilmektedir. Kölelerin önemli bir bölümünün ev kölesi olarak kullanılan kadınlar olduğu bilinmektedir. (Bu kişiler halk arasında ‘arap bacı’ olarak bilinir) 
  • Osmanlı’da, Atlantik ötesi kölecilikten farklı olarak, belli bir süre çalışan ve sahiplerine yeterli süre hizmeti ettiği düşünülen köleler azat edilirdi. 1880’li yıllarda Afrika kökenli kölelerin yoğun bir biçimde azat edildikleri ve azat edilen kölelerin kendi aralarında dayanışma kurarak yaşadıkları bilinmektedir.
  • Günümüzde Torbalı, Söke, Ödemiş, Tire, Akhisar gibi Batı Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinde, bahsedilen süreçte Afrika’dan getirilen insanların soyundan gelen çok  sayıda aile bulunmaktadır. 
Son olarak da şu cümle çok hoşuma gitti:
“Yaşadığınız coğrafyanın tarihi olarak farklı kültürel ve toplumsal grupları barındırdığına, bu farklı toplumsal grupların evliliklerle iç içe geçtiğine ilişkin bilgisi olmayan ‘beyaz’ bir Türkiyeli iseniz, gördüğünüz her ‘siyah’ı  Amerikalı, Tanzanyalı ya da Ganalı zannetmeniz de olasıdır. Geçmişin bilgisi, bugün iç içe geçmiş toplumsal ve kültürel farklılıkların nereden kaynaklandığının ya da nasıl biçimlendiğinin öyküsünü aktarır.” 
İşte tam da bu nedenle kültürel farklılıkları örtmek yerine onları keşfetmek, anlatmak ve bu zenginliği kutlamak gerek! ~n
Ege'nin Afro-Türkleri | "Teyze sen siyahsın, neden oldun?"
Ruh Doyuranlar
Yetenek Avı: Cem Yiğit Üzümoğlu
Sezon başından beri gitmek istediğim yeni bir tiyatro oyunu vardı: Evlat. Başta Onur Saylak olmak üzere Sezin Akbaşoğulları ve Şükran Ovalı gibi isimleri sahnede görmeyi iple çekiyordum, ki dürüst olmam gerekirse bu aralar kötü tiyatro deneyimlerimden biraz hüsrana uğramış durumdayım. Ama en nihayetinde, “Evlat” çok sevdiğim bir dostumun doğum günü hediyesi 🎁 oldu bana.
Kesinlikle tavsiye edeceğim oyun, 110 dakika ve tek perdeden oluşuyor; buna rağmen bence su gibi akıyor. Boşanan bir çiftin, varoluşsal krizler yaşayan ve aslında yaşamak için anlam bulamayan 17 yaşındaki oğlunun etrafında geçen hikaye, o kadar gerçekçi aktarılmıştı ki, bazı sahnelerde içimi gerçekten fenalıklar bastı.😱 Duygunun seyirciye geçmesinde ve oyunun gerçekçi hissettirmesinde (sonunda tabii ki ağladım) bence “evladı oynayan çocuğun” payı çok büyüktü. Ara ara, “ya bu çocuk aşırı iyi değil mi” diye arkadaşlarıma fısıldadım hatta. Fısıldamakla yetinmedim, eve geldim anneme anlattım. “Cem Yiğit Üzümoğlu diye bir çocukmuş, bence çok meşhur olur o çocuk” dememle beraber, annem zaten o çocuğu televizyondaki başka bir diziden de hatırladığını, bir hayli beğendiğini vs söyledi.
Fakat bir başladık mı, evren durmuyor😊 2 gün geçmedi ki, müthiş yetenek avcısı kimliğimle keşfettiğim (!) Cem Yiğit Üzümoğlu’nun Netflix’in yeni yapımı “Rise of Ottomans” daki Fatih Sultan Mehmet olduğunu da öğrenmiş oldum. Diziyi daha 1 bölüm izledim yorum yapamam, ama 2017’de Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı seçilen Cem Yiğit Üzümoğlu’na dair yorumum net. 👍 ~e
Cem Yiğit Üzümoğlu, solda
Cem Yiğit Üzümoğlu, solda
Sizlerden Gelenler
Okuyucularımızdan Kıvanç'ın Ray Dalio sohbetimiz üzerine yazdığı yazı:
İktisadi Tekerrür
Amerika’nın önde gelen fon yöneticilerinden milyarder Ray Dalio, şu an içinde bulunduğumuz zamanların 1930’larla olan benzerliklerini vurgulayan bir yazı paylaşmış. Dalio, 3 tane global etkiyi sıralamış:
1)   Merkez bankalarının ekonomiyi canlandırmadaki yetersizliği: Her ne kadar farklı ülkelerde faizler azalsa ve hatta negatife inse bile dünyadaki resesyon riski devam etmekte ve büyüme oranları düşük. Kapitalin çok ucuz olduğu günümüzde, bankaların faiz indirimi kurşunu bitmiş durumda.
2)  Yüksek gelir eşitsizliği ve politik polarizasyon: Artan gelir eşitsizliğinin doğurduğu memnuniyetsizlikle beraber çok daha kalın çizgilerle ayrılmış politik cepheler (örneğin Trump/Anti-trump, Brexit/Anti-Brexit). 3.sayıda yer alan, eşitsizlik konusunda Şikago’da iki semt arasındaki yaşam süresinin 30 yıl fark etmesi Amerika'nın içindeki örneklerden biri.
3) Yükselen yeni bir dünya gücü: Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişinden dolayı ortaya çıkan çıkar çatışmaları (Ticaret Savaşı, Teknoloji/Yapay Zeka yarışı).
Dalio, 1930’larda bu 3 etkenin 2. Dünya Savaşı’nı doğurduğunu hatırlatmakla beraber, kesin bir savaş beklentisi olmadığını çeşitli röportajlarda belirtmiş. Önümüzdeki yıllarda ülkelerin hem kendi içinde hem de birbiriyle olan dengelerinde büyük değişiklikler beklentisi içinde olduğunu vurgulamış. Tam olarak neyin değişeceğini açıklamaktan kaçınmakla beraber, “kesin bir şeyler değişecek” yorumunda kalmış gibi :)
Uzun (ya da kısa) süreli ilişkilerde erotizm hakkında düşünceleriniz neler?
Afrotürk'leri ve Cem Yiğit Üzümoğlu'nu duymuş muydunuz?
Bültenimize ya da podcast'imize konuk olmak ister misiniz?
Bize yazın. 🤗
Çok sevgiler, mutlu pazarlar,
Ece, Nazlı, Zeynep

Podcast: 3kadin1dunya
Instagram: 3kadin1dunya
Twitter: 3kadin1dunya
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi