Profile bak

3 Kadın 1 Dünya'dan haftalık muhabbetler - Sayı #1

Revue
 
Biz, 3 lise arkadaşı, Ece, Nazlı ve Zeynep, bu hafta ne izledik, ne okuduk, ne dinledik, nelerin üzer
 

3 Kadın 1 Dünya

13 Ekim · Konu #1 · Tarayıcıda görüntüle
Biz, taa lise yıllarından 3 arkadaş, Ece, Nazlı ve Zeynep, merak ettiklerimizi, bize ilham verenleri, farkındalık ve değişim yaratmak istediğimiz konuları ve tabii bir de ruhumuzu doyuran kültür, sanat ve edebiyat önerilerimizi her hafta Pazar öğleden sonra sizinle paylaşıyoruz. Televizyon şovlarından bilimsel araştırmalara, ağlatan hikayelerden toplumsal kritiklere, ilham veren figürlerden öz keşiflere, hayatın her köşesi, dünyanın ise 3 köşesinden. 📍İstanbul, Londra, Paris. Tüm yazılarımızı websitemizde bulabilirsiniz: www.3kadin1dunya.com

Biz, 3 lise arkadaşı, Ece, Nazlı ve Zeynep, bu hafta ne izledik, ne okuduk, ne dinledik, nelerin üzerine koyu sohbetlere girdik, her hafta Pazar öğleden sonra sizinle paylaşıyoruz. Televizyon şovlarından bilimsel araştırmalara, ağlatan hikayelerden toplumsal kritiklere, ilham veren figürlerden öz keşiflere, hayatın her köşesi, dünyanın ise 3 köşesinden. 📍İstanbul, Londra, Paris.

Bu hafta ne gördük?
Ulusal kahraman Ajan Eli Cohen
Netflix tüketiminin ayyuka çıktığı son yıllarda en sevdiğim dizi tiplerinden biri de, mini diziler. Dizilerin 6-8 bölümden oluşması, dizilerin hızlıca tüketilmesini sağlarken aynı zamanda izleyende sanırım bir tatmin hissi yaratıyor. Son zamanlarda izlediğim ve önerebileceğim mini dizilerden biri de “The Spy”. 6 bölümlük mini dizi, ünlü Mossad ajanı Eli Cohen’in Suriye’de geçirdiği, hatta Suriye’nin Savunma Bakan Yardımcısı rolüne kadar yükseldiği 1961-1965 yıllarını konu almakta. Yüksek tempolu diziyi izlerken, haliyle bir yandan da Eli Cohen’i araştırdım. Yakalandıktan sonra çeşitli devletlerin, diplomatların, hatta Papa’nın bile Eli Cohen’in “asılmaması” için yalvarması oldukça enteresan. İsrail’de bir ulusal kahraman haline gelen, sokaklara isimleri verilen Eli Cohen’in naaşı bugün bile hala Suriye’de bulunuyor ve asla İsrail’e geri verilmiyor. İddiaya göre, Suriye naaş bulunmasın diye naaşın yerini 3 kez değiştirmiş. 2007 yılında Türkiye bile bu hassas konunun çözülmesi için arabuluculuk yapmaya çalışmış ama sonuç nafile. Tüm bunlar olurken, Eli Cohen’in eşinin ve ailesinin neler çektiğine girmiyorum bile, fazla yürek yakıyor.
Ek detaylar için:
Eli Cohen: Netflix'in The Spy dizisinde Mossad adına Suriye'de çalışan casusun gerçek öyküsü nedir? - BBC News Türkçe
The real story behind ‘The Spy,’ Sacha Baron Cohen’s new Netflix series | The Times of Israel
Amerikalılar neden çok güler yüzlü?
Amerika’da biraz zaman geçirmiş olan çoğu kişinin dikkatini çekmiştir, aşırı güler yüzlü garsonlar, aşırı samimi kasiyerler, aşırı mutlu taksiciler. Herkes dertsiz herkes tasasız herkes fazla güler yüzlü. Hatta bir amerikalı ile tanışma fırsatınız olduysa en başta gösterdiği aşırı samimiyetten başınız dönmüş olabilir.
Here’s how one Reddit user in Finland put it:
When a stranger on the street smiles at you:
a. you assume he is drunk
b. he is insane
c. he’s an American
Nasıl İtalyanlar yüksek sesle konuşur, İngilizler sarkastiktir gibi genellemeler varsa, Amerikalılar da demek ki fazla güler yüzlü diye düşünüp üstünde pek durmamıştım. Meğerse bunun altında yatan bir neden varmış. Bir araştırmaya göre heterojen toplumlarda yaşayan insanlar homojen toplumlarda yaşayan insanlara göre duygularını daha fazla belli ederlermiş. Bunun da aslında çok fonksiyonel bir sebebi var: iletişim kurabilmek. Amerika gibi heterojen toplumlar tarihte çok farklı milletten göç almış. O zamanlar, bugünkü gibi Amerikaya giden herkesin İngilizce bilmediğini düşünürsek, yabancı bir insanla tanışıp arkadaş olmanın en etkili yolu gülümsemek.
Why Do Americans Smile So Much?
Bu hafta ne okuduk?
Şey, pardon, neydi bizim şirket misyonu?
Hangimiz misyonundan bihaber şirketlerden çekmedik, çalışan ya da müşteri olarak? Spor ekipmanı sattığı halde misyonunu mutluluk sananları mı desek (Peloton), müziği ulaşılabilir yaptığı halde müzisyenleri zengin ettiğini sananları mı (Spotify)? Halbuki bir şirket ne yaptığını bildiğinde ve ona odaklandığında yarattığı değer eşsiz. Bu pazarlama profesörü de onu demeye çalışıyor. Misyonu net ve gerçek bir probleme odaklanmış olan şirketler halka arz yaptıktan sonra hisse değerinde yüksek artış yakalarken, misyonu fazla geniş, anlaşılmaz ve verdiği hizmetle alakasız olan şirketler halka arzdan sonra hisse değeri kaybediyor ya da hisse değerinde beklenen artışı yakalayamıyor.
Yogababble 📿 | No Mercy / No Malice
Modern aile
Babanızın kendisinden 24 yaş küçük sevgilisiyle çok iyi anlaşsanız ve babanızla evlenip boşanmalarının üzerinden yıllar geçtikten sonra bile onu hala anneniz yerine koyuyor olsanız, ve hatta bir noktada onunla beraber yaşamaya başlasanız kendinizi nasıl hissederdiniz? Anne-çocuk ilişkisinin sınırlarını genişleten ve kalbi güvenle dolduran bir hikaye.
Significant Mother - The New York Times
Çukurlara düşe düşe özşefkat
Şiirlerin illa kafiye barındırması gerekir mi bilmem ama, bence insanda bir duygu uyandırması lazım. Birçoğumuzun kendimizi ve isteklerimizi keşfetmeye çalıştığı bugünlerde, Amerikan şair Portia Nelson hayat yolculuğunu 5 bölümde özetliyor ve kendimize şefkat göstermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Tabii ki düşeceğiz, hatta tekrar düşeceğiz; önemli olan bunun farkında olup kendimize karşı acımasız olmamak belki de. Bir şekilde zamanla öğreneceğimiz, hatalarımızı göreceğimiz ve kendimiz için doğru yolu keşfedeceğimiz bir hayatın özetini / şiirini sizlerle de paylaşmak isterim:
Autobiography in Five Short Chapters by Portia Nelson
Bu hafta ne düşündük?
İnternetsiz de haberleşebiliriz
Doğaya karşı ne kadar güçsüz olduğumuzu gördüğümüz afetlerden biri de şüphesiz ki; depremler. 17 Ağustos depreminin üstünden 20 yıl geçmesine rağmen, geçtiğimiz haftalarda İstanbul- Silivri açıklarında yaşanan 5.8 şiddetindeki deprem sonrası bence en acı olay telefonların asla ama asla çalışmaması idi. Teknoloji bu kadar gelişmişken, tüm GSM operatörleri yapılan yatırımlarla caka satarken, hatların -inanın ki hiç abartmıyorum- o saniye kesilmesi nedendir ve daha da önemlisi nasıl çözümlenir? Allahtan “whatsapp” çalıştı da, sevdiklerimizle iletişim kurabildik. Bu sayede yeni bir uygulama daha öğrendim: bridgefy. Bridgefy, deprem gibi durumlarda internetsiz haberleşme sağlıyor. Uygulama bluetooth üzerinden bluetooth erişim alanınızdaki başka bir cihaza bağlanıyor ve bu sayede her cihaz baz istasyonu görevi görüyor.
Detaylı bilgi için:
Make your mobile app work without Internet
Deprem Anında Hayat Kurtaran Uygulama: Bridgefy - Tamindir
Çocuk yine yaparsın, sen şimdi kariyerine odaklan…
Geçtiğimiz sene Apple, Google ve Facebook gibi büyük teknoloji firmaları yan hak olarak dileyen kadın çalışanlarının yumurta dondurma masraflarını karşılayacağını açıkladı. Yakın zamanda da bazı şirketlerin sunduğu bu yan haklara (fertility benefits) taşıyıcı anne masraflarının karşılanması eklendi.
Bu haberleri okudukça ister istemez kafamda bir distopya senaryosu canlanıyor, insanların sadece nasıl çalıştığının değil, aynı zamanda ne zaman ve ne şekilde çocuk sahibi olacaklarının büyük şirketler tarafından karar verdiği bir dünya. Bunun üzerine bir distopya romanı yazılabilir bence.
Bir yandan şirketlerin yeni ebeveynlere verdikleri izinler ve haklar konusunda yarış haline girmeleri hoşuma giderken (en azından doğru yönde adımları atmalarını sağlıyor) bir yandan da insanların çocuk sahibi olma kararlarının şirketler tarafından manipüle edilme ihtimali kafamda soru işaretleri uyandırıyor.

The workplaces that will pay for surrogacy - BBC Worklife
Netflix parents get a paid year off and Amazon pays for spouses’ parental leave - Vox
Bu haftalık bizden bu kadar! Bu keşifleri ve sohbetleri beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşacağınızı umuyoruz. 😊

Samimi yorumlarınızı bize yazarsanız çok mutlu oluruz.

Haftaya görüşmek üzere!
Ece, Nazlı, Zeynep
Bu konuyu sevdin mi?
Güncellemeleri artık almak istemiyorsanız abonelikten çıkabilirsiniz buradan.
Bu bülteni yönlendirirseniz ve beğenirseniz, abone olabilirsiniz: buradan.
Revue kullanılarak iletildi